29 Aralık 2010 Çarşamba

Blogu Özlemek..ÖZLEMEK

Kaç gündür nete giremediğim için yazacaklarım öyle birikti ki artık telefonumun taslaklarına kaydediyorum. Ama zamanında yazmayınca da tadı kalmıyomuş hissi vermiyor değil yani.

~Allahın dağında yaşamaktan olsa gerek (!),koskoca kampüste kaç gündür net yok ya. tamam 1 gün olmaz 2 gün olmaz yani. Artık resmen millet ders çalışmayı bırakmış,kütüphaneye koluna laptop çantasını takan geliyor. Ben de bu insan grubunda yer alıyorum tabikide. Yer bile yok,muhtemelen birazdan şarjım biteceği için tıpış tıpış o yurt odama,pislikten yerde pamukçuklar uçuşan o minik yuvama dönmek zorunda kalacağım.

Geçen kampüste,tam yemekhane-kütüphanenin kesiştiği yerde bir oğlan gördüm ama ne oğlan. Asla kişileri tercihinden dolayı yargılamam ama afalladım yani.Dumura uğradım öyle görünce onu. Ne cesaret dedim vallahi bravo! Hemen betimliyorum:
Beyaz spor bir ceketi geçirmiş üstüne.. Dar bir kot ve renkli spor ayakkabılar. değişik renkler ama fosfor yeşili tarzında.. pantolonun paçalarıda biraz sıkıştırılmış hani ayakkabılara. Tabi beni benden alan,o can alıcı nokta çantasıydı.. Ben kızım bende takıyorum,o da takıyo. Hani erkeklerinde takacağı spor tarz da felan değil. Bildiğiniz kokoş annelerimizin taktığı süslü püslü bildiğin kadın çantası yani.. Zaten o çocuğun öyle olduğunu önceden gördüğümde anlamıştımda.. o çanta da kopma noktasıydı.

~Tam 7 gün sonra Fonetik sınavımın olduğunu farkettim dün lavaboda.. ne hikmetse. Bir de bu aralar pek fazla komik videolara takar oldum. Azgın Deşka idi galiba..favorimsin helal. Kadın nasıl bir şeydir yahu 52 yaşına gelmiş,ateşinden bi gram eksilme kaybetmemiş mübarek. Haftada en az 2 bari olsun dedim diyo. Yalçın Abinin programına çıkmış onun pavyoncu kılıklı kocasıda kızım sevişiyoruz da sevişemiyoruz da. deniyoruz olmuyor işte..diyor. ne insanlar var diyorum.. Para için gerçi millet kendini satıyo bunu mu sorgulucaz. Face'nin yeni malları iki kardeş de var bide. Canım benim yeni öğrenmiş galiba çomak çekmeyi.İzmirin kızlarıı..bu çekiyo çomak.. Bir elinde de cımbızları.. Çocuk bu sefer ağzını gözünü yamultuyo. Abisinin hareketleri hele..kahkaha tufanı.
Ha bi de fonetik demişken son olarak şunu ekleyeyim: Hoca bana bir şey söyletmeye çalıştı. Doğrusu tam hatırlamıyorum ama öyle bir şeydi sanırsam.. Biraz bocalayınca bakıp bakıp MÖÖÖ yapıyo zaten :D Bana da dedi ki : Zekan kıt mı? üzüldüm.. ama öyle bir ciddiyet arz ediyordu ki o söz..hmm dedim.

~İletişim dersinde gene sınav olduk, gene Rocky yi izledik. Bu kez 4üncüsünü ama. Adrian baya yol kat etmiş.Aferin. Bir de çocukları olmuş bea. Filmde Ivan ve onun çaçaron karısından iğrendim tek kelimeyle. Gelelim sadede: Ivan mütemadiyen vuruyo ama Rocky de ne güç varmış hiçbir şeycik olmuyor adama.
Derste de Zümrütcüm şunu deyince koptum ben. -Bana bir tane vursa yeter.komadayım. Hem ben düşünce zaten kalkmaya da çalışmam bir daha vurcak diye.. Benim akıllı arkadaşım işte. Ayy canımcım ya ne komik söyledi ama.

~Geçen haftasonu da aldım Zümrütü,memlekete gittim.. annemlerle tanıştırdım. Fazlasıyla yedik içtik,azcık oranda da gezdik ve ders çalıştık. Abimde o aralar ne hastır mesaj atıyor -çok gezme.gözüm üstünde.. gibisinden. Bende dedim dur şunu bir arayım. Elifliğimi yaptım zaten o aramayla. Annemden aradım. Hiç aklımda işletmek yoktu. Çalmaya başlayınca dur dedim Zmrüte vereyim işletsin,eğlence çıksın bize de. Hemen uzattım Zmrüte. Konuşmaya başladı.
Z: Aloo Anıl.
A:Efendim
Z: Nasılsın? Ben Kaştan Zümrüt
A:Tanıyamadım pardon.. (aradaki her konuşmayı hatırlayamıyorum)

Sonra abim ama bu annemin numarası demesin mi? Vallahi dedi. Hay beynime edeyim ben. Ama kendime de kızmayım çok ya sonuçta amaç işletmek olsaydı baştan özele alırdım yani. O spontane geliştiği için öyle oluverdi gari..

~Öyle işte. Bugün de derse gitmedim. Hala yemek yemedim ve ne yemek istediğimi bilmiyorum. Ama bir süre çiğköfteye tövbeliyim. Dün dersi ektim gittim Bahçeliye 2 dürüm zıkkımlandım geldim. 3-4 saat civarı beni inanınki intiharı bile düşündürtecek bir karın ağrısına maruz kaldım. Tiksindim.
Akşama spagetti istiyorum bol domates+ketçaplı. Yanında çoban salatam ve cd lerden seçeceğim güzel bir film..
Biraz da mutluluk istiyorum. Hayatımın bu senesi nedense boka sarmakla fazla meşgul. Ben mi tad alamıyorum onu da sorgulamak lazım ama..Sanki bir şeyler eskiden daha yolundaydı.. Eskilerrr..eskiler. Ne olur geri gelin.Geri dönün. Mutluluk diliyorum. En çok dilediğim şey de bu aralar malum. Lütfen gerçekleşsin Allahım lüüütfen ya :S

12 Aralık 2010 Pazar

Beytepe'ye Kar Böyle Yağar

Hava durumu anında bir U dönüşü yapmış bulunmakta Ankara'da. İlk günden öyle bir kar yağdı ki,noluyo felan dedim ya feleğim şaştı. Diyorum sabah uyandığımda nasılsa erir. Ama yoook..Mütemadiyen yağıyor ya kara çıksam boyumu geçmiştir belki de.. Bir de siz bu karlı havada Beytepe'de yaşıyorsanız,vay halinize diyorum.Yazık. Ölmüşsünüzdür ve ağlayanınız yoktur mesela.
Her yer kar,bütün arkadaşlarım face'te kar fotoğrafları paylaşıyor,kardan adamlar.. Binbir çeşit resimleriyle face profillerini süslediler. Çıkıp kartopu oynuyorlar ve benim 1 metre kadar bile yürücek dermanım yok.. Adeta bir malak misali yatıyorum odada.. Başka da yaptığım bişey yok. Ha bide Gossip Girl'ün sonunda ilk sezonunu bitirebilcem.. Öyle bir geçer zaman ki ye dönüş yaptım ve bugün Emre Altuğ'un Sizi Seviyorum diye komik bi filmini izledim.. Odada benim için hayat bu. Yatmak+yemek+bilgisayar.
Otlaştım iyice. Ben de en kısa zaman da çıkcam kartopu oynucam,kardan adam yapıcam.. Sinem gelsin şu odadan dışarı çıkcam ve insan içine karışcam. Hayatım söndü laaayn Sineeeeem,nerdesin! :(
Ben de bissürü resim çekincem ve onları face'e koyucam! Benim ne'm eksik ya? Bir de Ayçişimle aramda kardan dolayı şöyle bir muhabbet geçti :
E: Sizin orda da kar var mı A ya? [A da Sabancıda kalıyo yani bi dipnot düşeyim]
A: Efoşş ben Ankaradayım yavrucum.(!)
E: E biliyorum bebeğim ben de zaten burdayım da malumun bizim bura dağ başı..
.......  

10 Aralık 2010 Cuma

Flaş Flaş Flaş!!

Şöyle öncelikle bi blog okuma hobimi faaliyete geçirdikten sonra, ve de şu koskoca özlemimi giderdikten sonra doğrusu,dedim ki bir şeyler yazayım,güncel tutayım şu IVIR ZIVIRımı. İyi demiş miyim? Bakicez.

Dün zoraki,binbir gayretle uyandığım Yazılı Anlatım dersi araya gitti,binevi oyuncak oldu. Ya gidip gitmesem mi diye düşünürken o lanet olası çok hafif uykum hemencik açılıveriyor. Ohoo nerde kaldı benim kime imza attırsam sorularım? veyahut gitsem mi? gitmesem nolcak sanki aman boşver derken bile içimde kurtçukların hareketlendiği stres torbam.
Gittik işte herneyse,bi sempozyum varmış zorunlu olarak katılcaktık her ne hikmetse.. yoklama bile alınıyor artık düşünün! Gittik orda ağaç gibi dikildik,bizim okulumuzun çok duyarlı öğrencileri tarafından çıkarılan kavgayı merakla izledim.
-ah,keşke lenslerimi taksam iyi göremiyorum (diyen ben.)
-gidip o rezil anları kameraya çeken (diğerleri)
Şöyle hokkalı bi dayak atmadılar ki birbirlerine izleyelim,zevk alalım felan. Zaten öğrencileri içeri almıyorlardı olay çıkartcakları için,malum konu siyasi görüşler felan fişmekan. Adam bas bas bağırıyor - sen benim okulumun etkinliğine beni nasıl almazsın ya ne hakla. Sonra bunlar başlıyo Akp vıttırı zıttırı. [Bu gibi şeylerle alakasız olduğum için,ne dediklerini inanın hatırlamıyorum.]

Neyse işte efenim,güvenlik binanın önünde duruyo. Bunlar da pes etmiyor bi durup yere oturuyorlar,bi bağırıyorlar,bi saldırıyorlar. çaprazdan arkadan önden derken yön şaşırmacası oldu bilenem.
Ya güvenliğe kıyamadım ben,cidden çok üzüldüm. Kolektiflere bişi dediğim yok ama,o güvenliğin vurma yetkisi yok. Yazık adamlar 3 kuruş için minik veletlerden dayak yediler resmen. Öğrenciler adamların şapkasını alıp gene adamlara vuruyorlar ya var mı böyle bi zihniyet!! Sen ne diye hem o adamları döversin hem de gidip darp raporu alcaz diye corruğunu koşarsın ki? Salaklar ne darp raporu. Bu ne pişkinlikse..
Ta ben çilazeden çıktım yeminle ya,yazık güvenlik zaten bunlara saldırmadı,saldıramıyo da.. birbirlerini uyarıyorlar vurmayın çocuklara diye. Ben olsam tutamazdım kendimi. Sonuçta ben güvenliğim? 2 dıttırı velet alcak benim şapkamla bana saldırcak,yumurtalar geliyo bekleyin dicek,ben sırf 2 kuruş ekmek parama susucam,öyle aval aval durcam dövsünler beni. Yok öyle.. Bak vallahi yazarken bile sinirlendim. Lanet olsun böyle düzene,böyle dünyaya..bu adaletsizliğe her şeyden önemlisi de. Neyse.

Bugün de çok muhterem hocamız sınavı bize geçirdi,canı sağolsun. Bitse diyorum,bitse de kurtulsam.
Ordan da çıktık Coşi Zmrt ben en son artık coşiye Play kart çıkartmaya gittik. Oğlan gitti portföy den kredi işlemlerini seçti. Dedim nörüyon kredi mi çekcen?
Oturduk bayana diyo ki : merhaba. 3 keez dedi kadın hala bakmadı dönüp. Biz zmrtle gümletiyoz kahkahaları yalnız. saldık resmen. En son coşi sıkıntısını dile getirebildi : Kredi kartı çıkartmak istiyormuş yapı krediden? Hmm. Çok ilginçtir ki aslında biz zaten Yapı Kredideyiz.
Dedim yok oğlum napcan sen ziraatten çıkar. Bu y.kredi şubesinden yapı kredi hesabına kredi kartı çıkartırsan olmaz ki? Çıkışta da dedim zaten ben de Ziraate gitcem bi Maximum kredi kartı çıkartırım diye (:P)
Oturmuş orda kadının dediğine de güvenmiyor,kafasına eseni yapıyor. Kadın diyor sen aşık mısın nesin? Bu başladı ya bizim bugün bi sınav vardı..çok zordu..biz ingilizce öğretmenliğinde okuyoruz da.. gramer sınavımız vardı..Hoca da çok zor sordu.. hala aklımı toparlayamadım... BLA BLA bla. İşin garibi hatun da bunu dinliyo ya :D Var mı böyle arıza bişey?
Allah sonumuzu hayır etsin diyorum..

6 Aralık 2010 Pazartesi

Nostaljik Duygular

Gene eskiye dönüşlerdeyim.. şu sözle giriş tam benlik diyebilirim :
''Sonsuz kareli bir film gibi yaşamım geçiyor belleğimden..Tekrar etmek duygusu her şeyi yeniden,yeniden..''
İnsanlar hep mi geriye dönmek ister bilmiyorum. Keşke yaşam yaşanarak anlaşılmasa.. Bir şeyler geçiyor ve geriye dönüş yok! Küçükken Sihirli Annem'i çok izlerdim ve hep sihrim olsun isterdim.. Ciddi ciddi isterdim yani,o kadar inanırdım ki.
Küçükken büyümek istersin,büyüdükçe küçülesin gelir. Ben her zaman geriyi özlemle ananlardan olucam.. Yaşadığım bugünler belki de çok iyi zamanlarım..Gelecek zamanlar da belki çok iyi olacak ama ben gene de hep özlicem biliyorum. Öyle esti,aklıma geldi:
Küçükken abim ve ben her gece yatmadan önce annemle babamı öperdik.Erinmeden..sıkılmadan.. Babamın iki yanaklarından öperdim mesela. O da aynı şekilde. annem dudağımdan öperdi:) Öyle alışmıştık..masumca. Gerçi zaten masum olmayıp ne olcaktı ki. Gereksiz bi laf oldu sanki:p Töbe yarebbim yahu.
İlkokuldayken de zorla erken yatırılırdık.Sonra abimle uyuyamazdık ve gizlice kalkıp yerde sürüne sürüne oturma odasına giderdik tv izleyelim diye.. Sürünüyoruz ve o odaya giriyoruz. Göt kadar oda zaten ille ki annemler görcek bizi. Çocuk aklı işte.. Bir şeyler daha kuvvetliydi sanki o zamanlar; masumiyet,sevgi,saygı,aile sıcaklığı,bağlılık..Aile kavramı belki de..
Ben orta okuldayken hala da öperdik ama ne zaman,ne şekil ve ne sebeple bu alışkanlığımız bitti bilmiyorum. Öyle durduk yere bikaç gün önce bu aklıma geldi.. Yeni idrak edebildim her nasılsa!
Çok özledim..annemi babamı uyumadan önce öpmeyi..daha küçük sorunlarla boğuşuyor olmayı..o odaya sırf biraz daha tv izleyebilmek için sürüne sürüne girmeyi. Eğer tek bi dilek hakkım olsaydı,dilerdim ki : Geriye dönebilelim.. ve o zamanların en iyi zamanlarımız olduğunu ya da hep özliceğimiz zamanlar olduğunu bilerek yaşayabilelim..
Evet,bunu gerçekten isterdim. Şu hayat denen şey üzerine kafa yormalıyım biraz da.. Mesela.

3 Aralık 2010 Cuma

Çocukken Alınan Yeni Ayakkabılar

Hep derim..Çocuk kalsaydık keşke diye. Büyümek ve gittikçe de bunun böyle devam edeceğini düşünmek kötü bir his.. insanın 19 yaşında olması bile yaş kompleksi yapabiliyor,inanın ! Mezun olmak yaklaşıyor(3 seneden fazla kaldı..) Üniversitenin azı gitti çoğu kaldı ve bu bende bazen geçim derdi yaratıyor. Keşke hep çocuk kalabilsem... bir şeylerin farkında olmasam.. daha masum olsam.. daha rahat ve daha mutlu olabilsem... Of allahım! Bir şeyler değişebilse veyahut geri alınabilse..
Halimden mutluyum gene,sadece çocuk olmak daha iyiydi. Neyse. Şu sebeple yazdım bunu:

Evvel zaman içinde,kalbur saman içinde,ben çocukken yeni ayakkabı ve kıyafet almaya bayılırdım.. Kimseye hava atmazdım ama yeni şeyleri almak,giymek hoşuma giderdi.Heyecanlanırdım..ona bile gerçekten mutlu olurdum.
 Mutlaka yeni ayakkabılarım olurdu yetecek şekilde. Az alma gibi kısıtlamam olmadı. Durumumuz elverdi istediğimi almama. Annemle mesela,hep Yimpaşa giderdik. Çok ünlüydü o zamanlar,büyüktü,güzeldi. Alırdık ve ben hemen ertesi günü onu okulda giyerdim. Herkes hayırlı olsun derdi ve bide üstüne basılırdı. Bazende annem abimle beni lahmacun yemeye götürürdü. Adını tam hatırlayamıyorum ama Sultanlı bir şeydi. İçi hep aynalıydı ve ben öyle yerleri hep çok severdim. Orayı severdim. Sonra ora bi kapandı.. Büyüdükçe de bir şeyler çok değişti..değişiyor da. bazen iyi bazen kötü ve ben hep kötü yönlerini görüyorum.

Çocukken alınan yeni ayakkabı diyince aklımda en çok kalan kırmızı yazlık cırcırt ayakkabılarım kalmış.. Çok beğenmiştim. Onu tedavi görüyorken almıştı annem. Hatta sınıf öğretmenim bi derste bana yoğunlaştı,sohbet etti ve ayakkabılarımı çok beğendiğini söyledi..Bunu unutmadım. O benle konuştu ve bildiğinin farkındaydım.
Ben o sıralar 9 yaşındayım ve psikolojik tedavi görüyorum. Doğuştan bozuk çıkmışım bakın görün. Devamlı teneffüslerde camın önüne geçerdim ve dolu gözlerle dışarıyı izlerdim.. Aklım hep annem-babamdaydı ama. Onlar ölcek diye korkmaktan berbat bir dönem geçirdim. Ya ölürlerse diyordum. Ya ölseler napardım. Kafayı yemiştim yani öyle komik,basit bir şey değildi..Gerçekten berbattım ben.. Oysa annem yalnızca 34 ve babam o zamanlar 37 yaşındaydı. Beni bi psikiyatra götürdüler. Adı Engindi ve onu sevmiştim.. Bana mektup yazdırdı ve resim çizdirdi. Yazımı çok beğenmişti.Hatta bana dedi ki yazın çok güzel,benim de bi oğlum var ve senin gibi güzel yazamıyor. oğlu abimle yaşıttı.. Sonra o kadın kanser oldu,gitti.. Hala yaşıyor mu bilmiyorum.
Resimde bi ev çizmiştim çok iyi hatırlıyorum. Ve bana o evle ilgili sorular sordu. İçinde kimler var dediğinde çocuklar dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Yaşlarını sormuştu galiba,ne dedim bilemiyorum şimdi açıkçası. Ama hatırladıklarım bunlar. Giderdim yanına haftaiçileri okuldan sonra.. Konuşurduk,ne kadar süre gittim bilmiyorum. Ama bu sebepledir ki asla ilkokul yıllarıma dönmek istemezdim. Düşününce hep karanlık bir  çağrışım uyandırırdı bende. Her nasıldır ki bugün gerçekten,ilk kez o yıllara dönmek isterdim diyorum. Şu an evet gerçekten bunu istiyorum.. Lise yıllarım her zaman okul hayatımın favori zamanlarıydı. Ha çok mu iyiydi? Değildi ama hep sevdim lise ortamını,arkadaşları ve yaşadığım iyi kötü her şeyi,her insanı..
Kısacası büyümek bi dert.. 19 yaşım 3 ay sonra biticek ve bu rezil korku anamı ağlatıyor. Daha fazla oynamasın akrep+yelkovan yerlerinden.. Kısacası DURSUN ZAMAN!!!

Karışık bir günün Ardından

Vee sevgili blogcağızım. Dün beklenen gündü. Evet. Çok sayın sınıf arkadaşlarımızla planladığımız kaynaşma gezimizi yapmış bulunduk. Buraya uzun bir yazı çıkacak galiba,şimdiden uyarı sinyallerini size yollayım dedim :D
Planlananın aksine,rotamızı Gençlik Parkı yaptık.. Niyetimiz buz pateniydi ama batasıca havanın dün güzel olası tuttu. Gerçi her zaman derim ben uyumlu bir insan olduğum için(!) bana fark yapmaz.
10 küsür kişi vardık galiba..gittik şimdi bakınıyoz. biri diyor ben ona binmem biri diyor ben buna binmem. Anacım bizim sınıfın kızların hepsi mi korkak çıktı :D Adrenalinden ödleri kopuyor yani.. Bana da o Adrenalinmiş,Discoymuş,Asansörmüş felan çerez yani.. Ben diyorum ki bu nedir ya vallahi zevk bile almıyorum. Öylesine biniyorum. Yani insanlarda öyle bir intiba bıraktım:d çılgın girl !

Disco güzeldi.. Ya oturduk,arkadan koruma belime girince bir an nefessiz kaldım.. Sandım ki ölüyorum. Bu da varmış ahir ömrümde. Boğularak ölmek! Zaten orda coşinin o koca göbeğini ve o tuhaf dans hareketlerini gören gülmekten ölür. Bacağı ayrık bir şekilde oturuyoruz ve bizim gibi normal insanlarda önde biraz boşluk kalıyor. Ama coşide öyle bir göbek mevcutki,sağolsun aradaki boşluklara hemen bir el atıverdi. Bi baktım oğlan göbeği salıvermiş,koyvermiş.

Adrenaline bindik şimdi. Coşiyle ben yanyanayız. Memetle de Bilgin. B zaten o kadar korkuyordu ki binbir gazla oturttum onu oraya. En tepeye gelince de dedim kızım hayatının hatasını yaptın :P
Neyse biz bi yukarı bi aşağı dönüyoz direğin tepesinde. Ben bir an sustum. Coşiyle bunları kandırıyoruz. Coşkun diyor Elif elif noldu kızım bana bak. vuruyo sesliyor. ses telleri titreşimler yolluyor adeta. memetle bilgine koptum ya. bir korktular bir korktular. aşağı sesleniyolar durdurun,elife bir şey oldu felan diye. ay ben nasıl gülüyorum ama. Resmen 5 parmağım dudağımda tırtık izi bıraktı,zaten baktım bunlar aşağıya sesleniyor. durdurmasınlar diye içimden coşup gelen kahkahayı dışa patlattım. Çok kızdılar.. :D meğersem orda bağlı olmasalar beni dövceklermişti.

Orda ıvız zıvır bişilere bindikten sonra benim mekana [ Bahçeli] ye gittik.. Dedik ne yiyek ne yiyek? Pizza dediler. Tabi Bahçeliye gidipte Karacaoğlunda yemezsek olmazdı lakin,öğrenci adamız yani kasmasın dedik.. tuttuk Pizza Hut'a gittik. Şimdi şu yazıyı okuyanda Pizza Hut'ın ucuz mu ucuz,köhne bi yer olduğunu sanır. Orda da löp löp tıkındıktan sonra Adrenal 'e,yani şu çok övülen meşhur mekana gittik..
Ayağımı attığım adımla nasıl böyle bir mekana gelebiliriz diye sitemlere başladım. Göt kadar yer afedersiniz.
Ya yeminle popomu oynatcak yer yok.Bide geniş felanmış diyolardı,valla genişi öyleyse helal olsun :D Dardan kasıt nedir acep? Kısacası o mekan benden 10 üzerinden 2 aldı. Oda hoş garsonlar ve canlı müzik için. Zaten kalabalık gitmişiz. Adamların yarısıyla muhabbet dahi edemedim. Canlı müzikte söylenen şarkılar gayet hoşuma gitti ama. Ellerim alkış tutmaktan nasırlandı mesela. Ve bağırmaktan o güzide ses tonum ahenkini kaybetti..

Seni tanımayan yok bu şehirde
Yeter çek git güneşimden
Ya da beni bana bırak ne olur
Hiç bir şey beklemem ayrılırken..
Bu şarkı duygularımı yoğunlaştırdı işte tam da o anda. Direkt telefonu elime alıp sözleri kaydettim.İlk iş google dan bunu bulmak ve indirmekti çünkü..güzeldi.hüzünlüydü..

Sen geçerken sahilden sessizce
Gemiler kalkar yüreğimden gizlice..
Gemiler başladığı zaman duygu selim coştu kısacası. Eskiler depreşti.Yani nasıl desem? Kötü değil. Yalnızca liseye bir yolculuk yaptım. kısa bir yolculuk :d en fazla 2 dk kadarcık.
Hey ayrılık bi vurgun değmeyin yaşlarıma
Benden selam söyleyin bütün aşklarıma..
..çaldı ve ben gene coştum.. ağzım gene yayıldı 1 metre açtım,yırttım.
Bide garsonların bize sipariş verdirtme çabaları çok duyarlı bir arkadaşımızı çıldırttı.. Bi atışma meydana gelince,pılımızı pırtımızı topladık. Döndük okula. Geldim ve günlerdir çıkamadığım aptalımsı ruh haline girdim. Gece 4 e kadar çeviri yaptım ve İngilizceyi küçümseyen insanların hepsine yuhlar ohalar çektim!


1 Aralık 2010 Çarşamba

Günün Bombası: FONETİK

Eğer İngilizce bölümündeyseniz, ve bir de böylesi rezil,iğrenç bir ders almak zorunda bırakıldıysanız, 19 yaşınızın içine edilmiş demektir. Ölmüşsünüzdür ve ağlayanınız yoktur mesela.
Fonetik nedir mi? Benim son bir kaç gündür uykularımı haram eyleyen,hayattan kopuklaştıran,netten uzaklaştıran,banyo yapmaya bile vakit bırakmadığı için kirleten,amacı dışına çıkılmış bir ders.. En sitemli şekilde özetlemek gerekirse eğer:)

Bugüne gelelim yeter diyordum,sınav oldu bitti.. Girdi resmen ama,kaldım diye saldım kendimi. Aman ya uykularımı bölcek,yüzümü sivilce bahçesi eylicek ne var? Lanet olsun tüm derslere.. Lanet olsun her şeyden önemlisi böyle bir sisteme!!

Şu an odamdan bunları yazıyorken derin bir oh çekmek isterdim.. Ve şu an yatağımda fosur fosur uyuyor olabilmek. Ama ne gezer ? Yarına çeviri yetiştirmem lazım,minik minik böyle şeyleri tecrübe etmek lazım. Çep harçlığını da yabana atmayalım.

Şu blogumu,blog okumayı ve bir şeyler yazmayı o kadar özledim ki.. Ama her şey,herkes bana karşı! Yarınıda atlatalım,sıkı bir dönüş yapacağım inşallah.
İyi akşamlar.. Kaçtım ben.

27 Kasım 2010 Cumartesi

Kısırımı yedim,bekliyorum..

Tostumu yemenin daha gülünç hali. Başlık bulamayınca insan böylesi saçmalamalar yapıyor.
Onca sınavdan yakınıyorum evet,ama gezmemden de nedense hiç ödün veremiyorum. Bloga hasret kalıyorum ama olucuk o kadar.. Napak?

Bugün Ahmetlerin evine gittik kızlarla+kuzenimle. Bir kısır günüydü. Emirlerde oturuyor. Vallahi Allahın unuttuğu yere konuşlanmış anacım ev. Cepa'nın önünden bindik bi Etimesgut arabasına. Muavinide uyardık Emirlerde bizi uyarın diye. Amanin o ne? Gidiyoz gidiyoz yol bitmiyo. Ben artık dellendim. Sonra o an bi ev gördüm ki görüş o görüş. Sandım ki o ahmetin evi. Yani hala inatla diretiyorum o ev aynı onun oturduğu evdendi.. Biz durdurduk arabayı bir hücumla. Oğlan diyor daha Emirlere gelmedik. Sinemde diyo evi görmüş iniyoz biz:D Bu kızın bugün aklı iyi değil benden demesi. Yardı beni gene. Onu da postun sonuna eklerim,napmış merak dalgası yaratayım.
Biz yürüyoruz derken Ahmet aradı.. Ben diyorum galiba senin evini gördüm ama emin de değilim. O bana kızıyor yanlış yerde inmişsiniz.Atlayın bir taksiye gelin diye. tamam iyi diyon hoş diyon da taksi boş geçmiyor ki.. En son artık bekle bekle olcak iş değil,bindik banliyöye. Para da vermedik. E 1 duraktan da almayıversinler. Ben cüzdanı çıkardım bekliyorum para verelim diye. Sinem de diyor,sok onu bir de para çıkarma diye :) bu kız böyledir..dediğim kadar var ama dimi. Cadı cadı.
Ordan eve geçtik. 2 hoşbeş. Sonra kısır. İnsanın gözü doymayınca olan gene düğe ve Tubişimin ellerine oldu. Onca kısır kaldı boşa. Çöp bayram edecek gerçi. 8 kişi için kişi başına 2şer bardak düğ koyunca yoğurması kolay olmuyor elbet. Pestili çıktı,kendinden geçti. Mert diyor terini silin kızın. Ahmet diyor ter o kısıra düşmeden tadını almam ben. Yazık yavrucumun sürmesi bile akmış ta ağız hizasına gelmiş. Nasıl boğuşuyorsa artık!
Biz en son dedik -sen kalk tamam gerisini biz yaparız,yemekten önce kendine bir çeki düzen ver :)
Afiyetle yedik. Bol kahkahalı ve lezzetli bir ortamın içindeydik.. Demleme çayımızı içtik sonrasında,bulaşıklardan sonra bir bel ameliyatı gerekti bana tabi..Bunu da yazmadan edemezdim.

Sonra dağıldık..Sırf Beytepe köprüsünde inmeyek,bir fatmagül faciası daha yaşamayak diye Cepadan gitcektik kampüse. Bekle bekle ego yok. 2 metreden öteyi göremeyen o sağlık abidesi gözlerimle ego gelcek mi diye bakınıyorum. Gelse zaten önümde durcak ne kasıyorum ki? Yoook efenim,olur mu? Ben bakınca sinyalleri alıyor ego şoförleri..Elifin gözü yollarda diyip geliyorlar. lafın özü,ego felan gelmedi.Servis bile geçmedi. 4 kişi bindik taksiye;sosyetik takılıyoruz olcek o kadar.
Böyle böyle olunca,elde kalan 40 TL ile 10 gün nasıl idare etmem gerektiği konusunda yeni bir dert daha ortaya çıkıyor. Taksimetre resmen her saniye para yedirdi bize,aynen hayatın her saniye bana yeni bir oyun oynadığı gibi. Ya sabır çekiyorum,notumu burda tamamlayıp,fonetik denen illeti ortaya atan o adamın ebesinin ellerinden öptüğümü belirttikten sonra,size ok bye diyorum :P

Sinemin yediği halt:Bugün City'den Bershka'yı aradı,montunu almak için.Kontörlü telefonu kullandı. Konuşma bitince ben hemen kapıya yürüyorum,tırnak kadar olan beynim o an uzaydan çekiyordu.Dünya'dan Elif'e misali..
Dur kızım parayı vercem diyince ha dedim,doğru.. Parayıda öyle bir fırlattı ki,yuvarlandı gitti. Adam bakakaldı felan. Bizimkisi diyo neyse ya. Hadi o zaman görüşürüz. Bi de adama baybay yapıyor. Anaaa! ben kaldım öyle. Sonradan idrak ettik,sen ne diye elin adamına baybay edip hadi görüşürüz dersin ki? Neden yani nedir amaç? Yarıldık,yırtındık,kırıldık,koptuk işte.. Ağzımı ayırdım ki -yani 120 kg insanı soksanız belki biraz daha zorlasanız 2.bi kişiye bile yer açılabilirdi. Öyleydi..Komikti..

Gene bir Buz Pateni,Mocaco

Ne çok şey birikti yahu yazacak. Öyle birden aklıma bir şey geliyor,gidince odaya bunu bloguma yazayım diyorum. Sonra bu tırnak kadar beynimi iyice zorluyorum ne yazıcaktım ben harbi? diye. Ee bu fonetik bende kafa beyin koymadı ki. Vallahi o kadar meşguliyetimin arasında sırf bir şeyler yazayım diye ilgimi sana verip ders çalışmayı erteliyorum blogcağızım.Değerini bil. Taam mı!

2 gün önce Coşi,Zmrt ve ben düştük yollara.. yandık tutuştuk bir buz pateni sevdasıyla..
Ben yine az buçuk biliyorum,onlar ilk kez geliyor. Ben bildiğim kadarıyla da çat pat öğretiyorum ayakları V yap,ayrık tutma. Ayrılır düşersin. Dikkat et. Kenarlardan çekilin,kaymaya zorlayın. Dediklerimi yapın diye diretiyorum. Coşkun daha çabuk öğrendi. Zmrütcan beni ıcıcık zorladı. Düştükçe tepiniyorum yerimde ya. Valla sırf ona gülcem diye düşeyazdım yani. Kafa üstü küüt düşüyor,yere düşüp üstüne birde yuvarlanıyor hanımefendi. Ay kriz ya.. kriz sebebi tek kelimeyle. Hiç kaymayın,durun kenarda onu izleyin. Bana eğlence işte bu. İnsanlar düşünce,popoyu morartınca zevk alıyorum. Onun zevki ayrı bir şey ha.
Akşam Zmrt yanıma gelmiş,her yerim morarmış diyo. Açmış üşenmemişte ona bakmış işte ah yavrum benim.. Dedim sen yine iyisin. Ben kaç gün (afedersiniz) o ağrıdan tuvalete eğilemediğimi biliyorum dedim.içini ferahlattım.

Ordanda çıkınca Coşi'nin sevgilisiyle buluştuk,tanıştık.Birazcık oturduk ve çifti yalnız bırakıp okula dehlendik. Ama o ara gittiğimiz cafeye hasta oldum.. Nerdeyse bi hastalık türü yaratcam yani cansız varlıklara aşık olmak gibi.. Ya da vardır belki öyle bir hastalık. Bilemiciiim.
Mocaco. Beşevler metro çıkışından biraz ilerleyip dönünce hemen orda. [bkz:Bahçeli/3.Cadde]
Yani bayıldım resmen. Döşemeleri çok güzeldi. Dizaynına bayıldım.. Lavabosu bile asil. Işıklandırmalar.. Ortamın nezihliğine ayrı bir hava katmış. Sinemi oraya götürmek için ölüyorum,bitiyorum,eriyorum..
http://www.facebook.com/group.php?gid=8855414436&v=photos#!/group.php?gid=8855414436

Bu yazıyı da Sineme ithaf ediyorum : Biz büyüdük ve kirlendi dünya.. diyorum. son bir post için parmakları oynatıyorum ve sonra inekleme moduna alıyorum kendimi :)

Tarot+kahve falı

Eveeeet efenim. Önceki postlarımda belirttiğim üzre,tarot falını açıklamamın günü geldi.. Büyüsü bozulur gibisinden abes bir takıntı edindiğim için kendime,şimdi açığa çıkarıcam o Kaan'ın(falcı) bize ettiklerini... Boyu devrilesice gavur.
Biz bi halt yeyip tarot falı baktırmak için Kızılay'a indik ki iniş o iniş. Buyrun bakalım neler duymuşta havalara uçmuşum..Ve bünye o anlık mutluluğu kaldıramayıp havam sönünce nasıl yerle bir olmuşum:
İlk önce işte kahve falına baktı ama genel görüşlerinde haklıydı.Sonra da tarota geçtik,sol elimle ilk sekiz kart sonra da 2 kart daha seçtim,bir yandan içten taaa en içten bir de dilek dileyerek.

*Şanslı bir kızsın ama kendini çok şanssız olarak görüyorsun. dedi- evet doğru,gerçekten artık öyle görüyorum hayat set çektiği için hayallerime.. kırıldığı için ümitlerim.. ve dahası dertler..

*Üstünde nazar var dedi,evet belki de.. Kimbilir ?Zaten kurşun döktürmek aklımda olan bir fikir ne zamandır.

*Kararsız bir yapıya sahipsin dedi.. Tam üstüne bastın demem gerektiğini şimdi aklıma getirebildim ancak ve ancak.

*14-15 gün  içinde özel hayatına dair bir hareketlenme olacak,güzel bir haber alacaksın dedi. Bu kişinin adı içinde R,M,T harfi var dedi.. -O an Mert(kuzenim)bu resmen benim adımı kodlamış ya diyo. -aklıma birileri gelmedi değil hani.. Olur mu olur valla dedim. Ha bi ihtimaldi. tabi ki yanlıştı.inanmamalıydım.güvenmemeliydim. ya da farketmem gereken bir şeyleri farkedemedim.

*Aile içinde bir şeye 4 kişi çok sevineceksiniz dedi.. - sonra da sordu ailende kaç kişi var diye. Dedim 4. inşallah diyorum tabi bir yandan.. ağzım böyle kulaklarıma varmış işte siz düşünün ne güzel şeyler söylediğini.. Bir adak varmış güya!!! O adak iyi bir şey olmasa gerek.. Hayır ben artık iyi bir haber almayı geçtim..kötü her şeye hazırım. (karamsarlıktan değil.olan biten bu hacı.)

*İki çocuğun olacak dedi.. Bide üstüne 2si de erkek deyince yapma yaa deyiverdim. Bunu demeseydin çok iyi olacaaaadı yıvrum diyemedim ama. Sadece hoşuma gitmediğini belirttim..

*Hayatının prensi geliyor dedi ve buna gülmek için ağzımı yormama gerek olmadığını belirtmek isterim heveslerimle!!

*Babanla sorunların var dedi ve beni benden aldı.. Bu tahmin edilebilir bir şey mi bilmiyorum ama o an,gerçekten inandım.. Çünkü böyle genel sorunlarımı bildiği için ona gerçekten inandım..Doğru var ne yazık ki!!

*Seviliyorsun,bol kahkahalı bir insansın ve öyle de bir hayatın olacak ilerde dedi. Teşekkürlerimi sundum defalarca hemde.

*Maddi sorunların yakında ortadan kalkacak dedi. (o aralar gözü dönmüşler gibi para harcıyordum ama zorda değildim.) Burda biraz tökezledin falcı abicim.

*Parlak bir geleceğin var,feraha kavuşacaksın dedi.. İnandım. Bir an için ümitlendim..

*Son zamanlarda hiç beklemediğin bir şey oldu,zor ve sıkıntılı bir dönem yaşadın dedi. -Doğru dedi gerçekten,öyleydi..dedim he vardı bir ince meseleler.. Tekmeyi yedim dedim. Euhehu. Tabi dert keşke bu olsa.. Hatta keşke en büyük derdim bu olsa yalnızca.. Razıyım yeminlen..

İşte budur benim ilk ve büyük ihtimalle de son olacak fal maceram. İyi dedi hoş dedi,beni benden aldı..Hayatıma renk geldi.. yanılmalar.. tarot allah senin canına alsın diyorum.Noktayı koyuyorum (.)

Not:Noktayı koydum ama şunu da belirteyim de gözüme uyku girsin: Fal bakıldıktan sonra hemencik oturdum not defterime söylenenleri yazdım.unutmayım diye.. Aklıma gelen sırayla yazdım bunları..
Sanki yazdım da noldu? Çıkmadı diye gittim hesap mı sordum. Gerçi hakkını yemeyim iyi baktı. Çıkar belki de.. Kısmet! Her zaman ki gibi..kısmet.

Yağmur

Yağmuuuuur,yağmur yağmur yağmur,geri verecek buharlaşan sevgimizi.. der bir şarkıcı. İyi der,hoş der.
Yağmur yağınca severim hayatı,havayı..romantik gelir duruma göre de. Tabi şikayetlenmeden olmaz:saçları at yelesine dönüştürdüğü için bir kat daha sevcek halim yoktu dimi sonuçta.
Bu resimde gökkuşağına dikkatinizi sündürrüm. Bizzat ben,kendim çektim fakültenin çaprazından.

Bi ödev konusu aramakla öyle meşgulum ki.. İlkokul çağındaki bir çocuğun ilgisini nasıl çeken bir konu bulurum,nasıl hitap ederim derdi yetmiyormuş gibi bir de Fonetik ve Eğitim sınavım var.. Wtf!!
Burnumdan geldi bu hafta..Öyle ki şu an kendimi berbat hissetmeme sebep olan bir sonucu doğurdu: Annemin doğum gününü unuttum.. Evet.3 gün geçti üstüne ve bugün hatırladım. Ona da hatırlamak denirse! Arkadaşım hatırlattı desem yeridir. Çok eğlenmiştim bugün,onu da ayrı bi postta yazcaktım ama bu annişkomu arayıp mutlu edememiş olmak içime oturdu resmen. Yarın Ankamall'den bir hediye almalıyım,sürpriz olarak da yollamalıyım..
Acil yardım..bana,ona..ihtiyacı olan herkese acil yardım..biraz sabır..biraz mutluluk.. Bütün bunlar için bir melek diliyorum:(

23 Kasım 2010 Salı

Sevgili Erasmus

Allem ettik kallem ettik,her şeysine rağmen şu erasmusa başvurumuzu yaptık. Bahar dönemi mi olsa güz dönemi mi? Yoksa 1 koca akademik yıl mı olsa gibisinden düşüncelere dalınca kolay olmuyor tabi hak verirsiniz ki. 1 yıl çok uzun,dayanamam hasretliğe. Güz dönemide çok acemi hissederim kendimi. İyisi mi dedim ben bahar dönemi yazayım. Börtü böcek,yeşillik,güzel hava felan. Okumakta gözü olan insan bunları düşünür illa ki(!)
Demin online olarak işlemimi tamamladım,yarında çıktımı alıcam efenim. Bana bol şans dileyin lütfen. Çünkü gerçekten şansa ihtiyacım var.Her şeyden önemlisi de bu Erasmus Programıyla İspanyaya gitmeye ihtiyacım var. Burdan erasmus kardeşçime öpücüklerimi ve kucak dolusu selamlarımı yolluyorum.. Binevi yağcılıkta denebilir.
Zaragoza,Almeria ve Augsburg'a başvurduk. Sinem de hala yanımda karar vermeye çalışıyor,ona buna soruyor ya hadi hayırlısı..
Bu aralar kanksımda bana bozuk atıyor. Onu ekmiyorum aslında. Zalim yurt netinin gazabına uğruyorum sadece ve sadece.. Ders çalışması için plan yaptım ve uymamak gibi bir hataya düşüp beni çılgına çevirdi yaklaşık 3 dk önce. Eğer o sınavı geçemezse bir çok Kfc sözümü gerçekleştiremicem.Tabiki bu benim için artıdır param cebime kalcağı için.. Ama o gelcek beni gezdircekti,tiyatroya götürcekti,kafamı dağıtcaktı.. bla bla bla. Aklını başına devşir diye ona bir uyarı mesajı yollayım burdan!

Birsürü ödev gene birikti ve ben gene isyanlardayım..

Fonetik dersi bugün ebemi belledi,inim inim inletti resmen. Kafam beynim durdu,sarsıldım..Vücudum çöktü yani şu okula geldiğime pişman oldum yeminlen. Çidonun dediğini yapcam,bi kısmet çıksın okul mokul vız gelir tırıs gider.Duyurula :)

Dün Gossip Girle başladım. Keyifli bir dizi olduğunu söylerim şahsım adına bir yorumda bulunmam icap ederse..Daha 1.sezon 3. bölüm olunca kritikte detaya inemiyorum. Onunda zamanı gelir elbet.

Yine dertler derya olmuş,ben de bir sandal diyorum,türlü türlü çünkülerim var.. Ama susup şöyle bitiriyorum:
Depremlerdeyim..Sarsıntılarım bu yüzden.. Vazgeçemiyorum ki.. Ah şu gençlik takıntıları..

21 Kasım 2010 Pazar

Çatlakların İçinde

Üzülerek belirteyim ki,gittikçe arsızlaşıyorum,edepsiz bir insan oluyorum. Sinemin tabiriyle : the level of edep is zero.
Bugün ben bi halt yedim,yemez olaydım. Kuzenimi aradım,dedim ki hadi halama gidek. Canım kısır çekince akla gelen ilk adrestir çünkü orası. Şansıma o babanneme gelcekmiş. Ben de babanneme gittim hem halamı göreyim,hem bebesini göreyim hem de kısırı mideye gömeyim diye..
Allahım o Ecrin,o minik bebek ne hareketli ya. Yallı,hareketli bir minik kuzen. Hiç durmuyor ya bende olan bebek aşkını yemin ediyorum bir kalemle sildi attı velet,yerlerde şu an o istek. Biraz daha yanında dursanız sizi evlenmekten bile soğutur. O derece diyorum yani. Artık ben bunu koridorun başına oturttum, o sürüne sürüne gelene kadar kendime biraz dinlenme süresi veriyorum :d O yanıma gelince gidip bir daha oturtuyorum koridor başına,iki oynuyorum onu güldürüyorum sonra direk oturma odasına tüyüyorum.

Neyse gidişat böyleydi,gelelim the level of edep is zero olayına ;
''E'' tuvalette biraz fazla durunca halam aynen şöyle dedi:
-E,napıyon tuvalette bok mu yiyon?
-He,gel beraber olsun.
Ben de diyorum,hala iyi yönden bak. İşte çocuk çıkardığını yiyor,etrafda kirlenmiyor,oh mis!
Halama diyorum ki asıl sen kızını oturt. Vallaha bak koysan kakayıda yer o pis midesiyle. Tabi burdan çüş Elif,o yazık ne yiyor da cevabını almak çok iç açıcıdır mesela.

Bide ondan sonracıma süt kardeşimgile gittim. Orda da çok çişim geldi diye yakınıyordum ve ''O'' bombayı patlattı :
-Ağzımda bayadır sidik yüzü görmediydi ha,iyi oldu bunu dediğin.Gel yap..
Oow dedim çok iyi o zaman:p

Yani efenim,ben uslu olmaya usluyumdur,edepliyimdir(!) emme velakin,alem müsade etmiyor anacım ben nöriiim?!

Not: İsimleri deşifre edemedim,ağzımı dışkıyla kirletmek istemediğimden..

20 Kasım 2010 Cumartesi

Böyle de Poz Veririm

Foto çekinme manyağı olmaktan fena halde tırsar oldum efenim. Neden mi? Çünkü devamlı fotoğraf çeken insanları tuhaf bulurum,ya diyorum ki bunlar hiç mi erinmiyor aynı pozları vermekten? Orda fotoğraf çekilene kadar beklemekten..ya da devamlı yeni pozlar üretmekten.. Bir arkadaşım var Ayça,onun bu şevkine hastayım ben. Zaten devamlı dalga geçer oldum yavrucuğumla. Ayça gene mi yaa!! diyoruz artık ortamlarda.
Ben biraz eringeç bir insanım,zor işlere gelemem.Her nedendir ki orda gülücük pozisyonu alıp beklemek zor geliyor,hele ki bir de fotoğrafı çeken 'delü' şahsiyet kaydırmışsa..titretmişse. Al işte Elif sana cinnet sebebi. Zaten ağzım kulaklarıma varana kadar gülerim her fotoda,klasiktir pozum ve severim de. Yapmacık pozları sevmiyorum yani nasıl desem. Hani yalandan doğal pozlar vardırya kenara bakarlar,başka yöne..Bide tutup kendilerini çekerler. Komedi tam ya. Sevmiyorum işte napim yani? Hiç öyle de poz vermem. Bu aralar çılgın pozların delisi oldum. Tuhaf,mallık abidesi,deli saçması pozlar veriyorum..ben veriyorum vermesine de çekilene kadar poz gidiyor ortadan anacım.Çünkü bozulmasın diye kendimi aşırı sıkıyorum,dudak göz oynuyor artık bi yerden sonra. Bekle bekle o napsın? Ona da yazık.
İşte sayın blogcağızım,dün de tam o günlerden biriydi.. Sarişimin ısrarları üzerine binbir adet foto çekindik. Daha doğrusu çekmek zorunda bırakıldım.Ben gülüyorum, çekene kadar gidiyor ya eğreti duruyor artık.. Hele ki o ayar gece modundaysa.. Aha aldın başına belayı! Hemen kayıyor. Zaten ben baştan dedim hadi sen düğmeye şimdiden bas ben pozu ondan sonra vereyim :D Anca yani,düşünün..
Şöyle de Sarişimin eseri pozumu göstereyim,kaş göz kayık. İdare ediverin gari.
Mekan: Medcezir

18 Kasım 2010 Perşembe

Kem Küm

Bu yazıya da bu başlıktan daha uygununu düşünemedim şu kafayla. Hmm mm diyorum yani. Bayramla ilgili diyebilceğim tek şey : daha sıkıcı,daha kötüsü olamazmış. Yalnızlık tey tey!
Yazıcak bir şeyler de bulamıyorum artıkın. Sıkıntıdan kendime twitter hesabı açtım,bi de Hocam.com hesabımı aktifleştirdim. Yeni ufuklara yelken açak dedik ya iyi mi ettik? Görücez. 
Çok sıkılıyorum ben ya. Şimdi de gidip zıkkımlancam! 
Hoşçakalınız efenim. Ve geleneği bozmayalım sivrilipte dimi ama ; İYİ BAYRAMLAAAAR! :)

15 Kasım 2010 Pazartesi

Ve Kelebekler Ölür

Ya varya artık böyle hayatın ben taaa... Dün neydim bugün nasılım! Böyle karışık,değişken bir ruh hali ve böylesine mal bir hayat olamaz ya. İvedikten alıntı yapmadan edemeyeceğim : Bu ne saçma hayat, bu ne serkeş hayat, bu ne dingil hayat ya? Bu ne kopuk hayat, bu ne manyak yaşam tarzı ya!!

Dün o kadar mutluydum ki,yani böyle içim kıpır kıpırdı. Aşık olmuşum gibisinden bir heyecan vardı. Adeta içimde kelebekler uçuşuyordu..Hayaller kuruyorum felan ben,ileriye dair..güzel şeyler..ince meseleler.. halbukisi insan aklını başına almaz mı? Ey manyak kız Elif,sen hala anlayamadın mı hayal kurmak haram sana haram ya! Gerçekleşmicek,olcağı varsa da oldurmuyorsun be güzelim. Yapma böyle ama ya aaa:@

Bugün noldu? Kötü bir haber.Gerçekten kötü..üstüne hayaller dipte hem de yerin 5 bin kat dibinde.. Kısacası üzüldüm,üzgünüm. Tadım yok.. Diyorum ki nolursun istediklerim olsun. Olmicaksa da ben üzülmeyim. Ama yoook efenim! olur mu öyle hiç? Elif belasını çekecek. Başka yolu YOK.
Keşke kelebek ömrünü uzatabilsek. Bunun bir çözümü olsa. Benim içimdeki kelebekler de bugün öldü,bitti..paramparça oldu resmen. Dedim kendime - ne bekliyordun?
Of Allahım of!
Nedendir hep zorla sana gelişim
Of Allahım of!
Ofları tekerledim,sayenizde...
diyorum ve bitirişi de şu sözlerle tamamlıyorum :
Bana yoksun,biliyorum. Usul usul eriyorum. Kararıyor gözlerim,hep yorgunum!! :(

13 Kasım 2010 Cumartesi

İğde,blog okumak

İğdeyi diğer blog yazılarımda zaten belirtmiştim.Aşeren kadınlar gibiyim mübarek.Canım her şeyi çekiyor yani midem o kadar geniş olsa inanın domuz gibiyim derdim kendime. Ama hayır,olamaz,asla!! Henüz o kadar yol kat etmedim ben. [ http://www.uludagsozluk.com/k/bok-yiyen-hayvanlar/ ]
Annişkom sağolsun bana kıyamamış almış iğdeyi. Sınır tanımayan bir mide olduğundan kendi midemi çok seviyorum,löp löp indiriyorum; homini gırtlak pufidi kandil tumba yatak misali. Ama sanılanın aksine,şişman değilimdir.Balık etli bile sayılmam aslında:D Tütütü maşallah diyelim de göbek katlarını 1 tane artırmayak nazara getirip,animallah!

*Bazı arkadaşlarım internette çok vakit geçirdiğimden yakınıyorlar. Size ne zararım var ah bir bilsem? Hem ben bu durumda kendimi kötü hissederim,yapılcek başka işim yokmuş gibi..asosyalmiş havasında gibi. Hiçte öyle değilim.Gerçekten değilim. Aslında devamlı nette de takılmam yani. Face zaten çok tat vermiyor,zamanın çoğunu blog okuyarak geçiriyorum. Bunu farkettim : Blog okumak benim hobim olmaya başladı. Kitap okumak benim için blog okumanın üvey kardeşi oldu şu sıralar. Blog blog blog yani hayatım. Yeminle bu okuduğum postları hesaplasak 2-3 günde bir kitap okuyorum-muş gibi olur.

Lafın özü;ey sevgili blog.Sen çok yaşa e mi. Şu sıralar sevgilim gibisin,vazgeçilmezimsin..

Yanlış Anlaşılmak

Bu durumdan hiç hoşlanmıyorum. Kendimi acayip rahatsız hissederim birisi beni yanlış anlıcak diye. Dediklerim,yaptıklarım benim istediğim şekilden farklı algılanırsa ve bunu anlarsam üzülürüm. Zaten ters anlaşılmasın diye de uğraşırım artık ne kadar oluyorsa..
Bir hikaye geldi aklıma;
*Temmuzda Balıkesirdeydim tatil için.Kuzenlerle bir cafeye gittik oturuyoruz açık hava. Bir ara Batu bana biyer gösteriyordu ama göremedim uzandım iyice göreyim diye. Tam o kısımlarda da bir çift oturuyormuş kızın arkası bana dönük oğlanın da yüzü... Bu iki kırık oğlana bakıyorum sandılar.Ben de zaten sonradan farkettim yani birden çektim kendimi,utandım da.. Sonra bi baktım oğlan kızla yer değiştirdi yüzüne bakmayim diye. Tabi benim şarteller attı. Hayır yani ben zaten yanlış anlaşıldım diye utanmışım,onu da şişirdim kendini bir halt sandı,Beğendiğimden mi baktım ya bu insanlar ne diye her kendilerine bakanı hoşlanıyor sanıyor. işin garibi bakmıyordum da...
İyice içime işledi yanlış anlaşıldığım için,artık varya biraz daha tesirli olsaymış gidip dicektim hop noluyor ben size bakmadım hemen yer değişiyorsunuz yuh yani..

Bugün de bir restorandayız,oturuyoruz Sarişimle. Onun mintik yeğeni yemek yiyor ben de ona takılıyorum seninle evlenicem ben felan diye.. Bi ara gözüm bir aileye takıldı. Karı-koca + 2 çocuk. Bi baktım sonra ne bilim bir daha baktım kadınla erkeğin durumuna. çok ayrı duruyorlar diye.. Hiç bi niyetim yoktu. Sonra bi kadının yüzüne baktım ki bana bir ters bakıyor görmeniz lazım. Çektim gözümü hemen,bi baktım sonra bir daha bakıyor..
Sonra gözümü odaklamadan gördüğüm kadarıyla o da kocasıyla yer değişti. Gerçi bunun sebebi ben değilim zaten ikisininde yüzü bana dönüktü. Sebebi bilemedim ama inşallah kadın o yaşlı kart kocasına baktığımı düşünmemiştir..Gerçi düşünse herifi bana ters oturturdu..
Ne insanlar var Allahım beni buluyor ya!

Malı Çeken Ben

Her zaman daha kötüsünü düşünüp kendime teselli edecek bir şeyler bulmayı deniyorum,evet bunu zaten demiştim. Ama ya bir insan bu kadar malı çeker mi? Yani kaderime mi yazılmış kafası pilot,beyni kıt,tercihen farklı ve .... insanlar. Artık uygun sıfat bulamadım şu iğrenç durumuma.
Bugün bir arkadaşla konuşuyoruz. O da öyle bir insandır ki özel tarihleri hiç anımsamaz,ince detayları düşünmez.Tam bir hödük gibi davranır. Kız mı erkek mi ben zaten ayırt edemedim,kesin bir cinsiyet belirtemeyeceğim.Anlatayım özetle :
Ben diyorum ki;
-Bi ilişkin var mı?
~ Evet,4 ay oldu. diyor.
- E geçen konuştuğumuzda 1 ay yeni olmuştu?
~ Ne bilim işte eylülden beri çıkıyoruz.. diyor.
Ya bunu bana diyen kişi,gerçekten hatırı sayılır bir üniversitede çok iyi bir bölüm okumakta.. beyin isteyen,toto isteyen bir bölümde. İfşa edemem çünkü anlaşılır. Ya gözlerim fıldır fıldır döndü.. Bir an şüphe ettim. Sandım ki bu da şizofren çıktı. Hayır yani öyleyse de şaşırmıcam,beklerim. Ben artık boynu bükük kuş gibi,sessizcenek kabulleniyorum hayatın zırvasını.
Ey gerizekalı,bir hesap et bakalım eylülden kasıma 4 ay mı eder?Başka bi arkadaşa anlatıyorum,diyor ki bu heralde haftaları sayıyor. Sövüyorum diye yanardöner olmayayım,yüzüne söylesem alınmaz ki zaten. Herneyse.
Bir de kahve falı olayını belirtirken şu ayrıntıyı unutmuşum: Falcı adam,kuzenim Merte dedi ki: ilerde lacivert bir araban olcak. Zaten Mert hiç inanmıyor,sırf bizim için geldi,geyiğine de baktırıyor o kadar parayı vermişim baktırmayım mı ayağına.
O kahvenin renginden,lacivert arabayı nasıl ayırt etti ben onu anlamadım? diye bir cümle çıkarttı ağzına ki çıkarış o çıkarış. Yarıldım,koptum ya öyle bir ayrıntı benim aklıma inanın gelmez:d
Yine de umudumu kırmadı,adam iyi bakıyor dedi de içime sürahilerle su boşaltılmışçasına ferahladım.Zira dediklerinin doğru çıkma ihtimalinin var olduğu ümidiyle yaşamaktayım halen..

12 Kasım 2010 Cuma

2 Edepsiz İnsanız Biz

Ya ben artık kendimize çılgın ikili dicem,yeri geldikçe:d
Çok gülüp ediyoruz,eğleniyoruz ya. Başımıza ne gelse kader bizi ayırt etmiyor;ikimizede eşit payeler..
Yakında yurttan atılıcaz,devamlı gülüyoruz,geceleri yırtınarak,ağzımız yamulurcasına,kulağımıza yapışana kadar :D
Sonuç:yan odadan bir kız geliyor,artık o an ki sinir durumu neyse ses tonu o şekil:yazarken vurgu yapamıyorum ama yan odamızdaki tatlı arkadaş çok sevimli uyarıyor:kızlar sesiniz olduğu gibi yanda,yarın sınavım var uyuyamıyorum. Yoksa rahatsız etmem ama lütfen..dedi. Canım ya halbukisi bizim edepsizliğimiz yani milleti uyutmuyoruz,sonra da binbir eziklik,utanç..
Artık aynaya uyarı postiti asmışlar:Kızlar geceleri sessiz olalım!
Başımız üstüne tabiki dedik. Bu laf sadece ama sadece bize geliyor.
Bir de Fakri diye bir insanın arkadaşı olmaya görsün. Artık gülmek için bir tek ağız yetmiyor ona:D yıkılıyorum o çocuğa ya aşırı komik,tatlı. iyi ki tanışmışız. Moralin mi bozuk? Tek adres:Fakri.
Burda belirtemicem ama aramızda bir espri oldu,sonunda makat felan gibi tabirler kullanıldı. Sinemle söyleyip söyleyip gülüyoruz. Dün metroda yerlerdeyiz gene.. Devamlı millet bize gözünü pörtletip bakıyor.Onun üstüne de bir daha kırılıp geçiyoruz biz. Ben orda patavatsız gibi sormayım mı(zaten ses ayarım yoktur,anırırrım) Makat bıçağı diye bir şey vardı demi diye? Ama cidden şaka yapmıyorum,komiklik olsun diye de sormadım. Öyle bir şey geldi aklıma. Bu başladı gene.. Kız döndü bize bakıyor. O makat değil makEtmiş:D
Daha da unutur muyum? ASLA!!
Ben metroda Sinem'e elimle makas işareti yapıyorum,bir şeyi kesiyormuş gibi. Artık gülmekten altımıza etcez,geçtik rezilliği. Alıştık,saldık.
Ben artık diyorum biz gene çok güldük,bakalım dönüşte ne bela bizi bekliyor. Allah acısını nasıl çıkartcak bunun gibi düşünceler içindeyiz. O derece işte düşünün halimizi.. Hayırlar olsun halimiz ne diyim. Allah ıslah etsin bizi:p
Burdan bu yazı Sineme gitsin: The son of Machat !!! Böhühü. Bu ağız bozukluğu beni mahvedecek..Neyse!

Salı sallanır,Çarşamba çarşafa dolanır

Hakkaten benim için durum eksiksizcenek böyle. Salı günü beynime ediyorlar(birinin blogunda okudum ama patenti bana ait değil diye,hemen herkesten laf çalıyor olmayım diye kendi tabirimle kullandım ama onu da belirticem:beynimin ırzına geçtiler.)
Sabah 9 dan akşam 6 ya kadar bir insanın dersi olur mu? Valla da oluyor billa da. Şükredilecek bir yanı da yok ki.En yoğun dersler yani nasıl anlatsam,3 e kadar İf'in dersi artık bilmeyen düşünemez ama çok sevgili bölüm arkadaşlarım,biricik kaderdaşlarım halimi anlar. Devamlı yazı yazmak..dinlemek..ardından Fonetik dersine girmek ve tonton hocamızın ağız hareketlerine yırtılarak gülmek..bir yandan esnemek.aslında ders boyunca sayısız defa esnemek. Dersten çıkınca ağzı gözü yamulmak.Kafası şişmek. İşte kısacası salı günü benim için budur:beynine edilmek!
E bu haftaki çarşambayı da tarihe geçmek isterim. İyinin ve kötünün karışımı. 10 Kasım 2010.
Tabiki tarihi bir önemi de var ama benim kastım şudur ki:
Türkçeçi resmen sınavı bize geçirdi,ağzımıza sçtı. Allah onu bildiği gibi yapsın. Kahretsin,lanet olsun böyle sınava ya. Allah böyle sınavın belasını versin işte.yapsın bir şeyler..
Beddua etmeyim diyorum,ağzımı bozmayım diyorum,beceriyorum da biraz.Ama yok olmuyo bazen. Yiyorum,yutuyorum da,hazmetme kısmında tıkanıp kalıyorum. Sınavda o tek soru sorulunca dedim işte bir dersi senelerce tekrar etmek duygusu.. Şimdi başlıyor: Batı dilinin 13. yydan sonraki seyrini anlatınız. Böyleydi soru(belki bir iki kelime eksiktir,ama özünde bu yani olay.)
Abaaa:S Hayır yani sadece kompozisyon,yorum yapılcak bir soru bekleyince böyle soruyu duymak insanın adeta kulağını uğultadıyor,kalbi sıkışıyor,içi ılıyor..
Bakakaldım resmen,umudu hiç tükenmeyen ben gene polyanna oldum 2 saniyeliğine.Sandım ki şaka. Sandım ki soru değişir. Ama yok. Herif diyor ki iyidir iyidir,yapın. Süre yeter. Zaten resmen belirtti bizi sevmediğini,belamızı veriyor güya kendince,aklınca.. İşte böyle bir zihniyete,ayrımcılık yapmak gibi saçma sapan bir karaktersizlik abidesine doktora yaptırıyorlar. Keşke sınırlandırmaları yalnızca puan açısından olmasa şu akademisyenlerin. Hoca seçerken başka meziyetlerde arasalar:karakterli olmak,mütevazı olmak,ayrımcılık yapmamak,yapıyorsan belli etmemek gibi..hadi bizi yine sevme zaten beni hiç sevme de,soruları bari aynı sor. Ya tamam aynı da sormuyorsan aynı tarzda sor. Neyse böylesinin Allah cezasını inşallah gün gelir verir,başka da dicek tek sözüm o herife:Alma mazlumun ahını,çıkar aheste aheste! Şu denem bitsin,defolsun gitsin. Allahım tek dileğim şu: nolursun o dersten kalmayım,geçim yeter ya derece yapmak umrumda mı sanıyorsun:( lütfen geçeyim!
O günü öyle ayaklarım titreye titreye,kalbim sızlaya sızlaya atlattım.
Ondan sonracıma akşamında Sinem,ben ve Mert Bahçeli'de buluştuk. Dedik ne yiyek ne yiyek? Tabi ben,yani uyumlu insan ben her şeye varım dedim. Kfc de olur,pizza hutda.Balıkçıda olur.. Onlar ona yok diyor buna yok. Neyse gittik Karacaoğluna. İskender yedik bir güzel.Pek bir lezizdi azizim.
Sonra gittik Kızılay'a,girdik Bjk Store'a. Mert forma aldı arkadaşına hediye. Ordan Sinemin yoğun isteği üzerine fal baktırmaya gittik Ehl-i Keyfe. Kahve falı+tarot u didik didik ederek,tüm ikna yeteneğimizi kullanarak,ayağımız da alışsın maksadıyla 10 Tl ye indirdik. İçtik efenim,üzerine bozuk paramızı koyduk.Dileğimizi diledik.. Sonuç muhteşem. Yani falcının söyledikleri çok güzeldi. Biter bitmez geldim not defterime söylediklerini not aldım.. Ne söylediğini şimdi demicem ama. Siz meraklanmayın diye değil yahu.Büyüsü kaçar diye saçma sapan bir korku belki de..Batıl inanç. Estiriklilik..
2 hafta sonra yazarım:p
Not:Fincana bozuk para koyarken elinizdeki en küçüğü feda edin;zira nereye gittiğini bilemezsiniz :D

Yolculuk,müzik,düşünmek..

Hayatta yerimin neresi olduğunu bazen anlayamıyorum. Felsefik düşünmem genelde.. Aklıma birden bir şey gelir,eser,ne bilim öyle işte.. Ama çok fazla kafa yormuyorum anlamlı şeyler üzerinde;eğer ki bunlar anlamlıysa.
Ankara'da geçiyor yılımın uzun bir dönemi.Tatillerde evime dönüyorum. Artık ne orası tam benimmiş gibi ne de burası. Tuhaf bir his. Orda kendimi misafir hissediyorum burda da. Tutunamamışım gibi.Eksik gibi.Herneyse.
Dün gene bayram için eve geldim. Benim eve gelişlerim melankolik bir hava vermeye başladı. Yalnızlık hissi yaşatıyor,çünkü gene bir nebze Ankara'da bir şeyler kafamı dağıtıyor,meşgul oluyorum. Oysa burdayken veyahut dönüş yolunda hep eskiye dair düşünceler canlanıyor bende.Hayallere başlıyorum.
Yol boyunca kulağımda kulaklık..olan bitenleri düşünüyorum..farklı konularda hayallere dalıyorum. Yine de nedendir bilmem ama eskisi gibi hayalci bir kız değilim. Pek fazla kurmuyorum. Bunun sebebi belki de bir şeylerin tersine dönmesidir. Kurunca da çok hevesleniyorum.Faydasını es geçersek zararı var diyebilirim!
Görünüş o ki hayatım bir süre böyle devam etcek. Karışık gibi,yeri gelince çok güzel..düşününce çok şanssız. Ama ne derler : Afrika'da çocuklar ölüyor :(
Hale şükür olsun!

7 Kasım 2010 Pazar

Aşk,köpeklik,şarkı

Sinemle okula dönerken aşkın klişesinden bahsettik biraz(bunu da bir örnek üzerine yaptık)

Bak diyorum sevmiceksin,ilgilenmiceksin. O zaman peşini bırakmıyorlar köpek gibi koşuyorlar,seviyolar. Böyle olması iyi değil ama düzen böyle. Ayak uydurmayınca tökezliyorsun işte,doğası bu ne yaparsın (!)
O da demesin mi Ahmet Ümit'in Aşk Köpekliktir diye bir kitabı var.. Tuttu gene bizi bir kahkaha fırtınası..gece gece hemde..ve insanların içinde..ilginçti..komikti..kitabın adı güzeldi..
Hala da güzel bence. Dedim almak lazım onu bi. Okumalıyız,öğrenmeliyiz.. Melankolik havamıza daha bir hava katmalıyız. Kritiğini bekleyin diyorum:P
Son zamanlarda daha sık şarkı keşfeder oldum ki zaten onuda defalarca sardırıp dinliyorum:
http://fizy.com/#s/1gr21e 
Beni öldürdün dün gece
Mezara gömdün ölmeden
Son sözüm sana
Sen de burada bensiz olama..
Not:Karışık bir başlık oldu,kısaltabildiğim kadarıyla yaptım işte bir şeyler.
Kapanışı da tarzım olmayan,ama istisnai olarak beğendiğim şarkıyla yapayım istedim..seviyorum.
Düş ve melodi en güzel düet
Suretin silindi kaldı silüet
Uykum Yok yatağım soğuk Küvet!

Tiyatro

'Fellik Eloş ve Zivil Sinem' bence bizim yeni sloganımız olmalı. Bugün de dışardaydık.. Soranlara da devamlı odadayım,hayat sıkıcı,rengi yok derim.. Allah çarpacak ya birgün,hadi hayırlısı..
Ahmetcimin doğum günü için Mısır Cafe'de pasta kestikten sonra İsmail ve mühendis arkadaşlarıyla Tunus'ta Şinasi Sahnesi'ne gittik trafik konulu bir oyun izlemek için.
Kültür patlaması yaşıyoruz,ayağımız alışsın dedik. Üniversiteye geldim,bi tiyatro da görmedim demeyek didik. Daha bunun operası,sergisi,klasik müzik konserleri var. Ohoooo. Tam bizlik ya öyle bir zevk alıyoruz ki,adeta bunun için yaratılmışçasına.
Oyun başlamış,fena da değildi,ünlü oyuncular da vardı. Ama öyle tatlı bir uyku bastırdı ki beni,dalıp gidecektim. Sinemle ikimize yaramıyor böyle şeyler ya. Biz işte optimuma gidelim,beytepe köprüsünde otostopçu muamelesi görelim felan. Bunlar keser bizi anca :P
Bi ara saldım kendimi zaten,aman Elif uyu gitsin dedim.Sonra da neyse para verdim,hem hazır ünlü oyuncu da bulmuşum sık dişini izle diye kendime öyle bir gaz vermişimki,alkış tutanların şahıydım. Ellerim bana mısın demedi ya öyle coşkulu bir alkış koyverdim. Helal olsun. Çıkınca da iki çiğköfte dürümü mideye afiyetle indirdim.
Bu arada,Fatmagül başlığı altında yazamadım ama dün alışverişte Mudo'da gördüğüm şu paçavra yüzünden orda resmen kaykılarak güldüm. E fotosunu çekmeden edemezdik. Biz bir kahkaha koyverdik ki sormayın gitsin. Yani adamlar da ne stil ne zevk varmış ya. Söyleyecek söz yok yani. Zaten milletin giydiğine,saçına takmışız kafayı. Nerde estirikli var,nerde turkuvaz dar pantolon giymiş GAY var bizi bulur. Durup durup gülüyoruz işte,sonra cezamızı çekiyoruz.

Fatmagüle Dönmek

Dün,biricik Sinemin dahiyane fikri üzerine afedersiniz bok yoluna gidiyorduk. Ben onca ödevi,sınavı saldım artık it ayağı gibi geziyorum. E Allahta belamızı verdi zaten. Neyse efenim,biz dedik hadi alışverişe gidelim. Aslında bizi Ankamall'den ötesi kesmiyor ama Optimum'u denemezsek ayıp olurdu.. İndik o Beytepe köprüsünde(allah belasını versin),gittik Eryaman'a. Neyse oldu bitti sahfasını geçersek,sadede geliriz:
Kampüse dönmek için tekrar Beytepe Köprüsünde durduk ki artık burayı belayla anıyorum,bu köprü yıkılsın,ölsün,bitsin kötü bir şey olsun. Ölümüm elinden olacaaaadı yoksam ya.
İki kız başımıza köprüde bekliyoruz,yanımda nefes alan tek yaratık Sinem,dahası yok ya bir kedi bile yok.. Bir de gelip geçen arabalar. Ortalık zifiri karanlık.. Kuzuların sessizliğiymiş meğersem. Sonraaa olanlar oldu.
Bi baktık 2 araba durdu;içinden döşünün kıllarını açmış maganda tipli 9-10 herif üstümüze doğru yürüyor. Hayır ey allahın manyağı,bu kadar mı kıt zekasınız siz? Gecenin karanlığında,bu iki kızın üstüne onca herif neden yürür? Bu kızlar korkar diye düşünmediniz mi!
Yok işte düşünseler yürürler mi? Ben tabi ki şoklardayım. Adamlar üstümüze yürüyor ve o an tek hissettiğim: vücudumu bir sıcaklık sardı,dizlerime kadar ılıdı içim. Titredim. Hayatımın sonu sandım,sözün bittiği an idi resmen. Yani tutup götürseler oyuncak edeceklerdi bizi,ama öyle bir korku yok ya resmen sinirlerim boşandı. Adam sordu 'burda sizden başka 2 bayan gördünüz mü arabayı durduran?'. Deedik 'yoook,biz görmedik.' Ama bizim ses gitti artık dalga dalga oldu resmen. Of allahtan çekip gittiler. Onlar arkalarına bakıp yürürken ben etrafta kaçacak yer arıyorum ama ne fayda? Bağırsan kimse duymaz,kaçsan nereye gitcen? Yani 2 pantul 1 tunik uğruna Fatmagül'ün Suçu Ne yi canlı canlı çevirecektik Allah etmeye. Aman ya düşmandan ırak böylesi olay!
Neyse defoldu gittiler ama benim gözüm fıldır fıldır 230u arıyo:d Yok beklersin gelmezya,öyle bi durum bizimkisi işte. Sonra başka bi araba durmasın mı önümüzde? Durdu valla. Allahtan arabadan inmedi,kibarca sordu.Ego bekliyoruz dedik ve yitti gitti.
Sonra şükür ki durağa bir öğrenci daha geldi de şöyle derinden bir oh çektim.
İşte bok yoluna gideyazmak ve Fatmagüle döneyazmak böyle bir şey.

4 Kasım 2010 Perşembe

Çitlek

Çekirdeğin yöresel bir versiyonu belki de.Bilemiyorum. Çünkü üniversiteye başladığımdan beri,devamlı kullandığım ya da yediğim şeylerin herkes tarafından bilinmediğini anlamış bulundum. Bu yüzden memleketime kültür başkenti der oldum(patenti belki de sineme ait değil ama ondan duydum)
Evden kavrulmamış çekirdek getirdim fazlaca. Annem koymuş gerçi hiç aklımda yoktu getirmek,sağolsun. Ama anne aynı zamanda alacağın olsun çünkü 'iğde istiyooooom iğde'diye mızmızlanmama rağmen iğdeyi almadın,daha iyimser olursam unuttun bence,evet unuttun.
Oturdum masaya,bir yandan hastası olduğum pucca blogu okuyorum,bir yandan arkamdan atlı kovalıyormuşçasına çitlek çitliyorum.Ama yok böyle bir şey ya görseniz çılgınlar gibi. Psikolojik hasta gibiyim.
Çöp kovamın içi tümüyle çitlek kabuğu,klavyeme de girmedi değil hani.
Bide herkes kızıyo,sivilce çıkçak kilo alcan diye ama bana etki etmiyor böyle şeyler. Buda normal dışı bir yaratık olduğumu gösterir. Yaratık diye hitap ettim kendime ama bu yine belirli bi nesne,en azından ne olduğumu biliyorum. Bugün bir arkadaş yurda girerken bana 'insansı' dedi ya var mı böyle bir şey? İnsansı nedir? ne insan ne de.... işte o 3 noktayı dolduracak bir şey bir sıfat yok :D

3 Kasım 2010 Çarşamba

Maç

Bugün kantinde arkadaşlara eşlik ederken,yarı izlemiş olduğum spor. Ya hiç mi hazetmez insan? Bir gıdım zevk almıyorum yani gözümü,beynimi oraya odaklayamıyorum. Benim ilgimi çeken şu:
Erkekler genelde,bi gol olcağı sinyalini alınca ya da kızdıklarında felan hemen bir toptan ayağa kalkıyorlar sanki o an içeri çok önemli bir şahsıyet giriyormuşçasına. Fazla eğlenceli oluyor yahu onu izlemek,cidden.
Hepsi o an dünyayla bağını koparmış gibi,o kadar hızlı gelişmese keşke olaylar,ani fotolar yakalamak zor oluyor.. Ola ki canınız sıkkın,maç olduğu bir gün gidin arkaya kurulun,milleti izleyip izleyip kıkırdayın. Gerçekten o dudağı kenarlara yayıyor,gülümsetiyor sizi ;)

Bu yazımı da şu şarkıyla bitireyim,ne zamandır adını düşünüyorum;demin buldum:
Ahşap evlere özlem duyarım,sürgülü kapılara
Fesleğen kokusuna,akşam sefalarına..

1 Kasım 2010 Pazartesi

İlgili İnsan

İlgili insan benim gibisine deniyor efenim,oda şöyle oluyor:
Ödevini son güne hatta ve hatta neredeyse son ana bırakan.. Ve sunumu varken gece 12 lere kadar dışarda sürten,sunum için ilk dersi eken ve ona rağmen çalışmayan,uyuyan nette takılan,sunuma da artık toto korkusundan sınıfta çalışan insan olur. O insan da muhtemelen ben olurum. Evet benden kötüsünü düşünemiyorum. 2 tane writing ödevini yeni yazmış bir kişi olarak,artık kendimle gurur duyuyorum bu savsaklamamdan ötürü. Bıraktım artık ben ODTÜ'ye felan yatay geçişi. Benim neyime ki? Ya şu sınıfı geçeyim,alttan ders bırakmayayım o bana yeter vallahi de. Bir de yarına sınav varmış. küçük çapta gerçi. Olsun ya farketmez. Hadi tamam dersi madem dinlemiyosun manyak Elif,sor bi insanlara ödev,sınav var mı diye. Hayır yani neyime güveniyorum onu da ah bi bilsem!
İşin kötü yanı da,yarınki sınava dair en ufak bir şey bilmiyorum,hoca da maşallah erinmemiş yazdırmış anam yazdırmış.
Hadi hayırlısı....
Canımda bir nar çekti ki sormayın. Öyle vicdansız,pis bi oda arkadaşım var ki bana narı ayıklamıyor bile.. Kader diyorum,sabır diyorum... Ve dışa vurmak istemediğim çokça küfür :D

31 Ekim 2010 Pazar

Ev Tutmak

Durduk durduk,Sinemle dedik napalım yeni maceramız ne olsun? Hayır yani bize rahat batıyor,ille burnumuzu olduk olmadık şeylere sokucazya,yoksa ölürüz biteriz mazallah. Neyse işte,dedik hadi ev tutalım :D
Pazardan karpuz almaya gidiyoruz sanki. Bizde oldu ki bir heves sormayın. E bir odaya ikimizin bayıldığı 600 TL,resmen batıyor yani o derece. Yazık değil mi? 1+1 e yerleşsek mis gibi,para cebimize kalır. Hem şu özel ders işi de bizim için stres olmaktan çıkar,ek olarak para da kazanırız. Tabi buna ebeveynlerin tepkisi hiç şaşırtıcı olmadı: Hayır olmaz,siz sorumluluktan ne anlarsınız?daha küçüksünüz,kız başınıza kime emanet etcez? aklımızı iyice sizde bırakmayın..falan fişman yani. E diyoruz daha ucuza gelcek,siz napcanız biz yolluyoruz işte darda mı kaldınız diyorlar bu kez de. Ya her yerden yolumuzu tıkıyorlar,ille çomak sokcaklar işimize. İlle gizli kapaklı yaptıracaklar bi işi.Sonra başımıza iş gelecek,al sana daha beteri:S
Neyse dedim -kızım gizlice tutalım nerden bilcekler? bir dönem oturur sonra söyleriz tuttuk diye. zaten seneti biz imzalıcaz,reşit olmuşuz yani.
(ben zaten arada öyle tehdit ediyorum: istesem şimdi evlenirim ben 18 i geçtim,nerden bilceksiniz? diyorum. Tabi iyi halt ediyorum.)
Hayallerde kuruldu bizim :D
Evi tutcaz,eşyaları halletcez yavaştan,haftasonu arkadaşlar gelecek,parti vs. Ooo çok çılgın olur,hele bi soruşturalım da biraz :D İnşallah yeni evimizin fotoğraflarıyla da bir yazı girmek nasip olur blogumun ahir ömründe :P
Amin!

30 Ekim 2010 Cumartesi

Blog blog blog

Hmm. Şöyle bir baktım da blog dünyamdaki en verimsiz aylarım Nisan ve Temmuz. Ya sadece 1 er post girmişim. Valla zorlasam bu kadar olmazmış kii. İyi marifet yani helal bana. Tabi iyimser olup şöyle düşünmekte fayda görüyorum:
O kadar yoğun bir insanmışım ki,nette zaman harcamaya tenezzül etmiyormuşum. (be optimistic!)
Şimdi de çok yoğunum aslında bakmayın ama:p

29 Ekim 2010 Cuma

Fikrim

Kızılayda,Handukanın altındaki minik mekan.Şarkıları felan güzel,duygulu. Sevdim kısacası.
Bursadan Sefacımın gelmesi şerefine oraya gittik komageneden sonra. Neyse işte gittik Fikrime,oturduk sipariş felan. Herkes tabi alıyor bira.Ben Vişne suyu deyince İlknur dedi 'vişne suyu ne ya?' E ama napim yani içkiden tad alamıyorum,sevmiyorum:D Belki de öyle bir mekanda sivrilmek oluyor vişne suyu ama çokta tın yani !
Şarkılarla coşuyoruz,yarım yamalak eşlik etmeler.. ve fotoğraf çekinmeler. Sinemle küçük kızlar gibi yarış halindeyiz 'Sefayla fotomu çek' diye. Eğlendik,iyiydi hoştu:D Tabi üstümüze sinen sigara dumanlarını konu dışında bırakırsak.Yok öyle bir koku ya sanki bacadan çıktık. 1 km ötemizden bile biz gitmeden kokumuz gidiyor olsa gerek,biraz abartırsak tabi :) Öyle ki ben artık devamlı 1 parmak uzunluğundaki saçımı koklamaya çalışıyorum,aslında koklamak için kendimle savaş veriyorum o kadar kısa ki:p

Bu arada,leblebinin undan yapıldığını sanan ben,sadece ama sadece 2 gün önce nohuttan yapıldığını öğrendim. İnanması halen güç gelse de,cehaletimden ötürü utanmadı değilim.

22 Ekim 2010 Cuma

Bu Kadar Olmaz Ya!

Pes diyorum artık,yuh çüş her şey işte. Bir insan bu kadar şanssız olabilirmiş. Gelsin bakalım her şey üstüme üstüme. Dibe vurcam bu gidişle. Hayır noluyor ya nedir bu anlamıyorum. Neden bir istediğim dahi olmuyor artık? Hayalde mi kuramıcam yahu!
Eskişehir ve İstanbulun ardından bomba haberi demin aldım: Amasra gezisi de iptal. Çok iyi ya aferin yani! Hayak kırıklarıııı..son zamanlarda en sık yaşadığım şey,biraz da abartırsam devamlı.
Off Allahım artık isyanlara gircem ya. Daha kötüsü de yarın felan ölürüm galiba. Yok yok buna da şaşırmıcam. Sinirden kudurmak üzereyim. Lanet olsun her şeye,HER ŞEYEE!!! :@

Amasra 1

Bu da İstanbul gibi devamının geleceğini umduğum bir konu :)
Bugün dersten sonra Sinem beni arayınca,ani bir kararla Amasra gezisine gitme kararı aldık. Haftasonuna dair planlar gerçekleşemeyince,boş durmayak dedik. Zaten az bir şey paramız var,onu da yola vercezya,harcicak yer arıyoruz. Rahat etmezdi ki zaten içimiz,bünye kaldırmıyor yahu parayı. İlle bitecek o yani,ille odaya tıkılıp kalacağız,züğürt olacağız dönüşte. Ama her şey kendince güzel,varsın olsun diyorum. Okuduğum kitaptan alıntı yaparak da ekliyorum: Üzüntüyü Bırak,Yaşamaya Bak.
Saldık dertleri. Onu da zamanı gelince düşünürüz diyorum. Gidelim,gittiğimize değer diye de umuyorum. En olmadı bir değişiklik yaratmış oluruz kendimize. Hem çok değil,1 haftacık çulsuz takılırız o kadar yani.
Hem araştırmalarım sonucunda Amasra'nın çok şirin,çok güzel bir yer olduğunu öğrendim. Karadeniz'in en güzel yerlerinden biriymiş. (Vikipedi ve ekşi sözlük sağolsun)
Gidiciiiiz ve görücüüüüüz bakalım,fotolarla dönüşümüz muhteşem olacak inşallah!

Muz Sesleri

Alt taraflardaki yazılarımdan birisinde bu kitaba başladığımı zaten belirtmiştim. Bitirdim ve biraz bilgi vereyim dedim, ki içinden bir kaç güzel cümle de paylaşabileyim diye. Kitap aşkı ve acıyı barındırıyor bünyesinde derlerya,aynen öyle işte. 3 ayrı hayatı ele alıyor. Umduğumdan çok farklıydı kitap,konu itibariyle. Beyruttaki savaş dönemini,Oxford'da Denizin kendi içindeki mutsuzluğu,Filipina'nın yaşamı.. Kısa ve öz olarak,beğendim. Kitap kritiği yapmada yetersizim galiba? Yok aslında uzun uzun yazasım da gelmedi şimdi. Neyse.
Filipina'nın babası Şatila Kampında kızına yazdığı mektupta,bir yerde şöyle diyor :
Ne yaparsan yap sadece bir hikaye kalıyor geriye. Anlatılınca yalan gibi,hiç olmamış gibi gelen.

Onu ağustosta muz tarlalarına götürecektim. Muz seslerini dinleyecekti. Nasıl sevineceğini,hayret edeceğini düşündükçe..

Muzlar bir elin birbirine yapışık parmakları gibidir önce. Sonra o parmaklar büyüyüp birbirlerinden ayrılırken ses çıkarırlar. Eğer ağustos ayında bir gece muz tarlasına girersen,başka bir gürültü yoksa eğer o sesleri duyarsın..

Çekmeyiiiiin!

Fotoğraf çekinmeyi seviyorum,evet. Ama mesela yalandan doğal pozları hoşuma gitmiyor. Deli deli pozları,ağzı gözü büzülmüş pozları da yeni yeni sevmeye başladım zaten. Çok klasik poz veririm:ağzımın kenarları kulaklarımın kenarına değene kadar gülerim,adeta yırtılacak hissi uyandırır görende ne hikmetse. Bazıları da çekerken fazla gecikiyorlar,pozum hoşluğunu yitiriyor,artık gülücüğümün eğreti durduğu hissine kapılıyorum ve suratımı kapıyorum. Haliyle de ortaya şöyle bir görüntü çıkıyor :
Çidocuğumun eseri. Mekan: LAZUT

20 Ekim 2010 Çarşamba

İstanbul 1

Başlığa 1 yazdım çünkü bu başlık altındaki yazılarımın muhtemelen devamı gelecek. Şöyle ki:
Dün aldığımız ani bir karar doğrultusunda İstanbul'a gitmeye karar verdik. Osman da orada olacakmış,eğleniriz gezeriz diye. Çünkü Eskişehir işimiz galiba uzun süreli yatışlarda..
Hemen bir para hesabına giriştim, öyle bir giriştim ki favori dizim bile yarım kaldı. İşin içinden çıkamadım,züğürtün de züğürtüyüm ben şu sıralar. Para cup diye bitiveriyor. Gitsem elde kalcak 0, gitmesem de sıkılıcam,değişiklik olmayacak. Heveslendik felan ama can sıkıcı bazı engellerden dolayı gidemeyoruz. Kısmet amaaaaan. Hem para biriktiririz,baharda iyice dağıtırız. Adalar felan derken pamuk eller cepten çıkmaz.
E face'ye yazacağım ''İstanbul bekliyor..'' sözü,biraz daha bekleyecek,artık geçtim İstanbulu :D

Ev Hanımı

Yiter ya yiteeeer. Resmen ev hanımı olduk diye dalgalardayız resmen. Artık zaten her şeyimizi ciddi ölçüde abartıyoruz yani orası çok bariz. Ama hoş oluyor böyle. Gezip gezip gezmiyoruz demek. Ama hala öyle geliyor bize ki bundandır öyle dememiz. Belki de yetmiyor bize. Herneyse.
Facebookta aktivitelerime ekledim:
Gerçektende çok çok emin adımlarla ilerliyorum. Öyle oldu ki odamı özlemeye bile başladım. Bir an önce gelmek felan istiyorum odaya. Çok değişken ruh hallerim. Dün bakarsın melankolik havalardayımdır,triplerde... Bugün çok iyiyimdir,tabiri caizse kopuyorumdur.
Mercimek çorbası yapıyorum,hem de ellerimle. Yani hazır çorba değil. Bildiğiniz yağını tuzunu felan ben ayarlıyorum:d Pişiriyorum. Güzel oluyor işte. Biz Sinemle diyoruz zaten ki : Artık börek felan açarız. Sevgilisi olanlarada tavır alıyoruz şakacıktan. Bekleriz börek yemeye gelin. Gözlemecilik yaparız,artık kantinde yok,iyi para alırız yurtta.
Aklıma bazı şeyler gelmiyor yazarken,çok komik muhabbetler dönüyor aslında aramızda ya. Keşke unutmasam. Ah şu kafa yok mu bende ah!
 

18 Ekim 2010 Pazartesi

Ortaya Karışık

Bugün eğitim dersine de girmiş olduk. Hocamız kadınmış. E adından anlayamadık artık cinsiyeti hakkında tahmin yapıyoruz felan ama çok sevdim. İlk başta biraz önyargım vardı ama çok sevimliydi kadın ya,çok uyumlu bir öğretmen. Aynı zamanda Bolu'daki üniversitede de çalışıyormuş,İDE mezunu. Çok anaç bir şeydi. Öğrenciye karşı çok saygı ve sevgiyle yaklaşıyor.Takdir ettim..İnşallah sınavlarda da bize bu performansı gösterir.
Sonra Çidoyla çıktık gittik Kızılay'a. Kitap almaktı tek amacımız ama gene mideyi doldurmayı da ihmal etmedik: çiğköfte+şalgamsuyu,Lazut'ta 2şer çay,ardından Burger'da yenilen sundae ile kapanışı yaptık.
Lazuta gittiğimiz için Çido o kadar mutlu oldu ki sürekli dile benden ne dilersen diyor. :D Hmm bi düşünmem lazım. Giresun adlı masaya oturduk. Wcnin üstünde bile ''Dolidur'' yazıyor ve devamlı bir Karadeniz müziği. Çok orijinal bence. Bi akşam canlı müziği eğlencesine gitmek lazım. E hadi bakalım.

Not:Ya şu an oda arkadaşım uyuduğu için tuş sesi çıkarmamam lazım,malesef ki uzunca yazamıyorum,aradaki komik detayları atlamak zorundayım..

Elektra Kompleksi

Şimdi böyle 2 tane öğretici bir şeyi üst üste paylaştığıma bakmayın.Bugün sınıfta,eğitim dersinde bir arkadaştan rastgele öğrendim de,dedim bloguma yazayım bunu:d Öyle dan diye aklıma esiyo ya da bir şey geliveriyor işte kısacası. Gelelim şu komplekse:
Elektra kompleksi, Sigmund Freud'un bir görüşü olan Oedipus kompleksinin kız çocukları için geçerli olanıdır. 3-6 yaş arası kız çocuklarının babaya aşırı düşkün olmaları ve anneyi rakip olarak görmeleri olarak tanımlanmaktadır. Bu karmaşa, yaş ilerleyince anneyle özdeşleşme yoluyla çözümlenir. Gerçi bazılarında pek çözülmüyo olsa gerek ki hala yaşıtım olan bazı kızlar babalarına hayranlar. Bazısı yanından ayrılmıyo.Yeri geliyor ki sırf babasının yanından ayrılmamak için üniversiteyi bile il dışında yazmıyorlar.
Ha bu arada, Oedipus kompleksi (veya karmaşası) ise çocuğun anne ve babasına karşı beslediği sevgi ve düşmanlık duygularının bir bütün halinde toplanması imiş.
NOT: Vikipediye burdan teşekkürlerimi sunmayı borç bilirim. :P
Hoşçakalınız..