18 Kasım 2010 Perşembe

Kem Küm

Bu yazıya da bu başlıktan daha uygununu düşünemedim şu kafayla. Hmm mm diyorum yani. Bayramla ilgili diyebilceğim tek şey : daha sıkıcı,daha kötüsü olamazmış. Yalnızlık tey tey!
Yazıcak bir şeyler de bulamıyorum artıkın. Sıkıntıdan kendime twitter hesabı açtım,bi de Hocam.com hesabımı aktifleştirdim. Yeni ufuklara yelken açak dedik ya iyi mi ettik? Görücez. 
Çok sıkılıyorum ben ya. Şimdi de gidip zıkkımlancam! 
Hoşçakalınız efenim. Ve geleneği bozmayalım sivrilipte dimi ama ; İYİ BAYRAMLAAAAR! :)

15 Kasım 2010 Pazartesi

Ve Kelebekler Ölür

Ya varya artık böyle hayatın ben taaa... Dün neydim bugün nasılım! Böyle karışık,değişken bir ruh hali ve böylesine mal bir hayat olamaz ya. İvedikten alıntı yapmadan edemeyeceğim : Bu ne saçma hayat, bu ne serkeş hayat, bu ne dingil hayat ya? Bu ne kopuk hayat, bu ne manyak yaşam tarzı ya!!

Dün o kadar mutluydum ki,yani böyle içim kıpır kıpırdı. Aşık olmuşum gibisinden bir heyecan vardı. Adeta içimde kelebekler uçuşuyordu..Hayaller kuruyorum felan ben,ileriye dair..güzel şeyler..ince meseleler.. halbukisi insan aklını başına almaz mı? Ey manyak kız Elif,sen hala anlayamadın mı hayal kurmak haram sana haram ya! Gerçekleşmicek,olcağı varsa da oldurmuyorsun be güzelim. Yapma böyle ama ya aaa:@

Bugün noldu? Kötü bir haber.Gerçekten kötü..üstüne hayaller dipte hem de yerin 5 bin kat dibinde.. Kısacası üzüldüm,üzgünüm. Tadım yok.. Diyorum ki nolursun istediklerim olsun. Olmicaksa da ben üzülmeyim. Ama yoook efenim! olur mu öyle hiç? Elif belasını çekecek. Başka yolu YOK.
Keşke kelebek ömrünü uzatabilsek. Bunun bir çözümü olsa. Benim içimdeki kelebekler de bugün öldü,bitti..paramparça oldu resmen. Dedim kendime - ne bekliyordun?
Of Allahım of!
Nedendir hep zorla sana gelişim
Of Allahım of!
Ofları tekerledim,sayenizde...
diyorum ve bitirişi de şu sözlerle tamamlıyorum :
Bana yoksun,biliyorum. Usul usul eriyorum. Kararıyor gözlerim,hep yorgunum!! :(

13 Kasım 2010 Cumartesi

İğde,blog okumak

İğdeyi diğer blog yazılarımda zaten belirtmiştim.Aşeren kadınlar gibiyim mübarek.Canım her şeyi çekiyor yani midem o kadar geniş olsa inanın domuz gibiyim derdim kendime. Ama hayır,olamaz,asla!! Henüz o kadar yol kat etmedim ben. [ http://www.uludagsozluk.com/k/bok-yiyen-hayvanlar/ ]
Annişkom sağolsun bana kıyamamış almış iğdeyi. Sınır tanımayan bir mide olduğundan kendi midemi çok seviyorum,löp löp indiriyorum; homini gırtlak pufidi kandil tumba yatak misali. Ama sanılanın aksine,şişman değilimdir.Balık etli bile sayılmam aslında:D Tütütü maşallah diyelim de göbek katlarını 1 tane artırmayak nazara getirip,animallah!

*Bazı arkadaşlarım internette çok vakit geçirdiğimden yakınıyorlar. Size ne zararım var ah bir bilsem? Hem ben bu durumda kendimi kötü hissederim,yapılcek başka işim yokmuş gibi..asosyalmiş havasında gibi. Hiçte öyle değilim.Gerçekten değilim. Aslında devamlı nette de takılmam yani. Face zaten çok tat vermiyor,zamanın çoğunu blog okuyarak geçiriyorum. Bunu farkettim : Blog okumak benim hobim olmaya başladı. Kitap okumak benim için blog okumanın üvey kardeşi oldu şu sıralar. Blog blog blog yani hayatım. Yeminle bu okuduğum postları hesaplasak 2-3 günde bir kitap okuyorum-muş gibi olur.

Lafın özü;ey sevgili blog.Sen çok yaşa e mi. Şu sıralar sevgilim gibisin,vazgeçilmezimsin..

Yanlış Anlaşılmak

Bu durumdan hiç hoşlanmıyorum. Kendimi acayip rahatsız hissederim birisi beni yanlış anlıcak diye. Dediklerim,yaptıklarım benim istediğim şekilden farklı algılanırsa ve bunu anlarsam üzülürüm. Zaten ters anlaşılmasın diye de uğraşırım artık ne kadar oluyorsa..
Bir hikaye geldi aklıma;
*Temmuzda Balıkesirdeydim tatil için.Kuzenlerle bir cafeye gittik oturuyoruz açık hava. Bir ara Batu bana biyer gösteriyordu ama göremedim uzandım iyice göreyim diye. Tam o kısımlarda da bir çift oturuyormuş kızın arkası bana dönük oğlanın da yüzü... Bu iki kırık oğlana bakıyorum sandılar.Ben de zaten sonradan farkettim yani birden çektim kendimi,utandım da.. Sonra bi baktım oğlan kızla yer değiştirdi yüzüne bakmayim diye. Tabi benim şarteller attı. Hayır yani ben zaten yanlış anlaşıldım diye utanmışım,onu da şişirdim kendini bir halt sandı,Beğendiğimden mi baktım ya bu insanlar ne diye her kendilerine bakanı hoşlanıyor sanıyor. işin garibi bakmıyordum da...
İyice içime işledi yanlış anlaşıldığım için,artık varya biraz daha tesirli olsaymış gidip dicektim hop noluyor ben size bakmadım hemen yer değişiyorsunuz yuh yani..

Bugün de bir restorandayız,oturuyoruz Sarişimle. Onun mintik yeğeni yemek yiyor ben de ona takılıyorum seninle evlenicem ben felan diye.. Bi ara gözüm bir aileye takıldı. Karı-koca + 2 çocuk. Bi baktım sonra ne bilim bir daha baktım kadınla erkeğin durumuna. çok ayrı duruyorlar diye.. Hiç bi niyetim yoktu. Sonra bi kadının yüzüne baktım ki bana bir ters bakıyor görmeniz lazım. Çektim gözümü hemen,bi baktım sonra bir daha bakıyor..
Sonra gözümü odaklamadan gördüğüm kadarıyla o da kocasıyla yer değişti. Gerçi bunun sebebi ben değilim zaten ikisininde yüzü bana dönüktü. Sebebi bilemedim ama inşallah kadın o yaşlı kart kocasına baktığımı düşünmemiştir..Gerçi düşünse herifi bana ters oturturdu..
Ne insanlar var Allahım beni buluyor ya!

Malı Çeken Ben

Her zaman daha kötüsünü düşünüp kendime teselli edecek bir şeyler bulmayı deniyorum,evet bunu zaten demiştim. Ama ya bir insan bu kadar malı çeker mi? Yani kaderime mi yazılmış kafası pilot,beyni kıt,tercihen farklı ve .... insanlar. Artık uygun sıfat bulamadım şu iğrenç durumuma.
Bugün bir arkadaşla konuşuyoruz. O da öyle bir insandır ki özel tarihleri hiç anımsamaz,ince detayları düşünmez.Tam bir hödük gibi davranır. Kız mı erkek mi ben zaten ayırt edemedim,kesin bir cinsiyet belirtemeyeceğim.Anlatayım özetle :
Ben diyorum ki;
-Bi ilişkin var mı?
~ Evet,4 ay oldu. diyor.
- E geçen konuştuğumuzda 1 ay yeni olmuştu?
~ Ne bilim işte eylülden beri çıkıyoruz.. diyor.
Ya bunu bana diyen kişi,gerçekten hatırı sayılır bir üniversitede çok iyi bir bölüm okumakta.. beyin isteyen,toto isteyen bir bölümde. İfşa edemem çünkü anlaşılır. Ya gözlerim fıldır fıldır döndü.. Bir an şüphe ettim. Sandım ki bu da şizofren çıktı. Hayır yani öyleyse de şaşırmıcam,beklerim. Ben artık boynu bükük kuş gibi,sessizcenek kabulleniyorum hayatın zırvasını.
Ey gerizekalı,bir hesap et bakalım eylülden kasıma 4 ay mı eder?Başka bi arkadaşa anlatıyorum,diyor ki bu heralde haftaları sayıyor. Sövüyorum diye yanardöner olmayayım,yüzüne söylesem alınmaz ki zaten. Herneyse.
Bir de kahve falı olayını belirtirken şu ayrıntıyı unutmuşum: Falcı adam,kuzenim Merte dedi ki: ilerde lacivert bir araban olcak. Zaten Mert hiç inanmıyor,sırf bizim için geldi,geyiğine de baktırıyor o kadar parayı vermişim baktırmayım mı ayağına.
O kahvenin renginden,lacivert arabayı nasıl ayırt etti ben onu anlamadım? diye bir cümle çıkarttı ağzına ki çıkarış o çıkarış. Yarıldım,koptum ya öyle bir ayrıntı benim aklıma inanın gelmez:d
Yine de umudumu kırmadı,adam iyi bakıyor dedi de içime sürahilerle su boşaltılmışçasına ferahladım.Zira dediklerinin doğru çıkma ihtimalinin var olduğu ümidiyle yaşamaktayım halen..

12 Kasım 2010 Cuma

2 Edepsiz İnsanız Biz

Ya ben artık kendimize çılgın ikili dicem,yeri geldikçe:d
Çok gülüp ediyoruz,eğleniyoruz ya. Başımıza ne gelse kader bizi ayırt etmiyor;ikimizede eşit payeler..
Yakında yurttan atılıcaz,devamlı gülüyoruz,geceleri yırtınarak,ağzımız yamulurcasına,kulağımıza yapışana kadar :D
Sonuç:yan odadan bir kız geliyor,artık o an ki sinir durumu neyse ses tonu o şekil:yazarken vurgu yapamıyorum ama yan odamızdaki tatlı arkadaş çok sevimli uyarıyor:kızlar sesiniz olduğu gibi yanda,yarın sınavım var uyuyamıyorum. Yoksa rahatsız etmem ama lütfen..dedi. Canım ya halbukisi bizim edepsizliğimiz yani milleti uyutmuyoruz,sonra da binbir eziklik,utanç..
Artık aynaya uyarı postiti asmışlar:Kızlar geceleri sessiz olalım!
Başımız üstüne tabiki dedik. Bu laf sadece ama sadece bize geliyor.
Bir de Fakri diye bir insanın arkadaşı olmaya görsün. Artık gülmek için bir tek ağız yetmiyor ona:D yıkılıyorum o çocuğa ya aşırı komik,tatlı. iyi ki tanışmışız. Moralin mi bozuk? Tek adres:Fakri.
Burda belirtemicem ama aramızda bir espri oldu,sonunda makat felan gibi tabirler kullanıldı. Sinemle söyleyip söyleyip gülüyoruz. Dün metroda yerlerdeyiz gene.. Devamlı millet bize gözünü pörtletip bakıyor.Onun üstüne de bir daha kırılıp geçiyoruz biz. Ben orda patavatsız gibi sormayım mı(zaten ses ayarım yoktur,anırırrım) Makat bıçağı diye bir şey vardı demi diye? Ama cidden şaka yapmıyorum,komiklik olsun diye de sormadım. Öyle bir şey geldi aklıma. Bu başladı gene.. Kız döndü bize bakıyor. O makat değil makEtmiş:D
Daha da unutur muyum? ASLA!!
Ben metroda Sinem'e elimle makas işareti yapıyorum,bir şeyi kesiyormuş gibi. Artık gülmekten altımıza etcez,geçtik rezilliği. Alıştık,saldık.
Ben artık diyorum biz gene çok güldük,bakalım dönüşte ne bela bizi bekliyor. Allah acısını nasıl çıkartcak bunun gibi düşünceler içindeyiz. O derece işte düşünün halimizi.. Hayırlar olsun halimiz ne diyim. Allah ıslah etsin bizi:p
Burdan bu yazı Sineme gitsin: The son of Machat !!! Böhühü. Bu ağız bozukluğu beni mahvedecek..Neyse!

Salı sallanır,Çarşamba çarşafa dolanır

Hakkaten benim için durum eksiksizcenek böyle. Salı günü beynime ediyorlar(birinin blogunda okudum ama patenti bana ait değil diye,hemen herkesten laf çalıyor olmayım diye kendi tabirimle kullandım ama onu da belirticem:beynimin ırzına geçtiler.)
Sabah 9 dan akşam 6 ya kadar bir insanın dersi olur mu? Valla da oluyor billa da. Şükredilecek bir yanı da yok ki.En yoğun dersler yani nasıl anlatsam,3 e kadar İf'in dersi artık bilmeyen düşünemez ama çok sevgili bölüm arkadaşlarım,biricik kaderdaşlarım halimi anlar. Devamlı yazı yazmak..dinlemek..ardından Fonetik dersine girmek ve tonton hocamızın ağız hareketlerine yırtılarak gülmek..bir yandan esnemek.aslında ders boyunca sayısız defa esnemek. Dersten çıkınca ağzı gözü yamulmak.Kafası şişmek. İşte kısacası salı günü benim için budur:beynine edilmek!
E bu haftaki çarşambayı da tarihe geçmek isterim. İyinin ve kötünün karışımı. 10 Kasım 2010.
Tabiki tarihi bir önemi de var ama benim kastım şudur ki:
Türkçeçi resmen sınavı bize geçirdi,ağzımıza sçtı. Allah onu bildiği gibi yapsın. Kahretsin,lanet olsun böyle sınava ya. Allah böyle sınavın belasını versin işte.yapsın bir şeyler..
Beddua etmeyim diyorum,ağzımı bozmayım diyorum,beceriyorum da biraz.Ama yok olmuyo bazen. Yiyorum,yutuyorum da,hazmetme kısmında tıkanıp kalıyorum. Sınavda o tek soru sorulunca dedim işte bir dersi senelerce tekrar etmek duygusu.. Şimdi başlıyor: Batı dilinin 13. yydan sonraki seyrini anlatınız. Böyleydi soru(belki bir iki kelime eksiktir,ama özünde bu yani olay.)
Abaaa:S Hayır yani sadece kompozisyon,yorum yapılcak bir soru bekleyince böyle soruyu duymak insanın adeta kulağını uğultadıyor,kalbi sıkışıyor,içi ılıyor..
Bakakaldım resmen,umudu hiç tükenmeyen ben gene polyanna oldum 2 saniyeliğine.Sandım ki şaka. Sandım ki soru değişir. Ama yok. Herif diyor ki iyidir iyidir,yapın. Süre yeter. Zaten resmen belirtti bizi sevmediğini,belamızı veriyor güya kendince,aklınca.. İşte böyle bir zihniyete,ayrımcılık yapmak gibi saçma sapan bir karaktersizlik abidesine doktora yaptırıyorlar. Keşke sınırlandırmaları yalnızca puan açısından olmasa şu akademisyenlerin. Hoca seçerken başka meziyetlerde arasalar:karakterli olmak,mütevazı olmak,ayrımcılık yapmamak,yapıyorsan belli etmemek gibi..hadi bizi yine sevme zaten beni hiç sevme de,soruları bari aynı sor. Ya tamam aynı da sormuyorsan aynı tarzda sor. Neyse böylesinin Allah cezasını inşallah gün gelir verir,başka da dicek tek sözüm o herife:Alma mazlumun ahını,çıkar aheste aheste! Şu denem bitsin,defolsun gitsin. Allahım tek dileğim şu: nolursun o dersten kalmayım,geçim yeter ya derece yapmak umrumda mı sanıyorsun:( lütfen geçeyim!
O günü öyle ayaklarım titreye titreye,kalbim sızlaya sızlaya atlattım.
Ondan sonracıma akşamında Sinem,ben ve Mert Bahçeli'de buluştuk. Dedik ne yiyek ne yiyek? Tabi ben,yani uyumlu insan ben her şeye varım dedim. Kfc de olur,pizza hutda.Balıkçıda olur.. Onlar ona yok diyor buna yok. Neyse gittik Karacaoğluna. İskender yedik bir güzel.Pek bir lezizdi azizim.
Sonra gittik Kızılay'a,girdik Bjk Store'a. Mert forma aldı arkadaşına hediye. Ordan Sinemin yoğun isteği üzerine fal baktırmaya gittik Ehl-i Keyfe. Kahve falı+tarot u didik didik ederek,tüm ikna yeteneğimizi kullanarak,ayağımız da alışsın maksadıyla 10 Tl ye indirdik. İçtik efenim,üzerine bozuk paramızı koyduk.Dileğimizi diledik.. Sonuç muhteşem. Yani falcının söyledikleri çok güzeldi. Biter bitmez geldim not defterime söylediklerini not aldım.. Ne söylediğini şimdi demicem ama. Siz meraklanmayın diye değil yahu.Büyüsü kaçar diye saçma sapan bir korku belki de..Batıl inanç. Estiriklilik..
2 hafta sonra yazarım:p
Not:Fincana bozuk para koyarken elinizdeki en küçüğü feda edin;zira nereye gittiğini bilemezsiniz :D