9 Eylül 2010 Perşembe

Bayram Gelir

Bayram gelir ama hoş mu gelir boş mu gelir bilemedim şimdi. Ahh ah nerde o eski bayramlar diye başlayacağım şimdi,görende beni 60 ında felan sanır. Ben çocukken bi bayram alışverişi olurdu,yeni elbise almanın heyecanı vardı..Sabah erken kalkardık.Payram harçlığını pazarlık ederdik anne-babayla.Şeker yemeye bile can atardım.Baklavalar yapılırdı. Şimdi daha anlamsız her şey!
Hem bu aralar aynen şu ruh hali içindeyim : Canım sıkkın bu aralar,kendi dünyamın çaresizliği içinde dalıp gidiyorum.Aynen bu hesap benimkisi. Hiçbir şeyin tadı yok gibi. Üzgünüm artık iştahım bile kapanır gibi olduydu taa ki bügun açılana kadar.Açılmayasıca:D Süzüldüğümü hissediyorum. Belki de bu sürecin en iyi avantajı budur,tecrübe edinmek de cabası..Atlatıcam. Bayramıda olabildiğince yaşıcam.Sonra ver elini Ankara !

NOT: Herkesin bayramını en içten dileklerimle kutlarım.Bayramlar da dahil her şeyin eski tadına dönmesi dileğiyle..

4 Eylül 2010 Cumartesi

Deli Et Beni

90lar poptan şaşmamak gerektiğinin ayrı bir kanıtı olduğunu düşünüyorum bu şarkının. Dinledikçe dinleyesim geliyor,öyle ki dünden beri başka bir şarkı dinlemedim. Sıkılmam:D
Duygularımı ifade edecek kelime bulamıyorum,kelimeler kifayetsiz kalıyo resmen:p
Aşırı bir mutlu modundayım,keyfimi hiçbir şey bozamaz,yani içim kıpır kıpır.Hobaa:D
E Harun Kolçak'tan kötü bir şarkı bestelemesini beklemezdim zaten,hem Emel Müftüoğlu'da coşturmuş o güzelim sesiyle.Çok başarılı bir şarkı ya o nakaratı beni bitiriyo. Mutluyum mutluuu:D

Hadi gir ruhuma sar beni
Çal fikrimi deli et beni
Fırtınalar kopar içimde
Unuttur bana kendimi

1 Eylül 2010 Çarşamba

Şans Yok Bende

NOT:Resimde göründüğü kadar değil,buna oha diyorum:) Ama artık bana bunun gibisi bile denk gelir,şaşmam.
Bayadır istediğim laptopcığıma dün kavuştum derken bugün ayrıldım. Daha bismillah ya doğru düzgün kullanamadım bile. Açtım güzelce yazıyorum felan,bi baktım yazılarımın arasına 6 rakamı sıkışıyor ya da sanki birileri devamlı 6 ya basıyormuş gibi seri halinde 6 oluyo:)
Örneğin:
Elif: b6aktım b6e6n 6666666666666666666666666666666666...gibi.
Backspace yapıyorum ama ne fayda? Bakıyorum tuşta bir sorun yok - en azından görünürde. Artık yazı yazmayı bıraktım bi ara, 6larla boğuşuyorum. Resmen savaş halindeydik ve ben kaybettim :(
E tabi gitti benim hevesim,burnumdan geldi yani.. Neden bozuk olur anlamam ki! Bugün gitti bilgisayarım;en kısa zamanda yenisi gelir inşallah diyerek noktalıyorum. (.)

İfade Verdiiim

Eveeet. Bide bunu yaşamış oldum şu ahir ömrümde :)
Annemin telefonu bariz nedenlerden dolayı dinleniyordu ve arayan kişiye geri dönmeyince olanlar oldu!
Nasıl mı? Ahmet cicim beni annemden çaldırmış;biz geri dönmeyince polis aramış onu,demiş -sen X bayanı aramışsın felan..İş uzamış derken Ahmetcim baya bi gecikmeli olarak ifadesini vermiş.Burdan çocuğun başına iş açtık ama kesinlikle şahsi bi suçlama yoktu yani. Adamlar bide sormuş 'şikayetin var mı' diye. Allahım yok bide olsaydı dimi ama.
Herneyse. Benimde adımı verince,bir gün evde oturuyorum telefon çaldı: Arayan bir polis memuru ki zaten beni arıyorlarmış.Sebep: bir olaya tanıklık etmişim.. Aaa:D Bu yüzden ifade vermeye gelmelisin dedi polis amca. Olay nedir diyorum bilinmiyo diyo (ya var mı böyle bişey) ya da ben yanlış anladım. Ay ben de meraklandım acaba bi cinayete felan mı tanık oldum diye,korktum!
Ondan sonraki gün gittim karakola,bana bi kağıt imzalattı adliyeye yolladı. Gittim,salı gel dediler.Hey yarabbim. Neyse efenim salı geldi.Gittim verdim ifadeyi. Ben de sanıyorum uzun sürcek,hemencik bitti kurtulduğumu umuyorum inşallah. Sorular sordu onayladım,anlattım. Bi kağıt imzaladım çıktım. Kapanmıştır inşallah muhabbet. Hayır yani ilgili sapıklar bulunacağına olan bize oluyo gidiyorum annemin kızı olarak ifade veriyorum.He ben işlettim,ben suçluyum itiraf ediyorum.Nihaha:D
Cıkcık yani.İşte yurdum insanı.. Çok görmüyorum ben onlara..

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Evcilik Oyunu


İlk başladığında ilgimi oldukça çeken bir tv programı. En baştaki çiftleriyle,yani Kendi,Yiğit,Tuğçe Doras felan varken devamlı izlerdim.Hatta baya zevkli bulurdum. Çiftler arasındaki anlaşmazlıkları ya da olması/olmaması gerekenleri insanlara sunuyorlar güyaa!
Yeni çiftler katıldıkça programın suyunun çıktığına inanıyorum.Hatta bazı olaylar gerçekten çok saçma :
Evleniyorlar aileleriyle daha tanışmamış oluyorlar bile,birbirlerini hiç tanımıyolar.Adam diyo ki ailenin haberi var mı evlendiğimizden? İnsanlara bunları göstermeleri mantık dışı yani hiç mi düşünmüyolar anlamıyorum. En azından aileler biliyormuş gibi olsa,yada önceden birbirleriyle tanışmadıklarını belli etmeseler felan. Böylece izleyenlerin ders çıkarmasını sağlayacak durumlar daha fazla olur gibime geliyor. Kurguda eksiklik var!
Bugünlerde pek izlemediğim,ama gülmek isteyenler için önerceğim bir hale gelen bu yarışmada Eda ve Serdar çifti insanı gülmekten kırıp geçiriyor. Eda'nın geçen izlediğimde yalandan ağlayışı,o tavırları tam bi rezaletti ya:) 'Git şurdaaaaaan' diye çocuk gibi bağırıyor.Yahu madem ağlıcaksın bari azcık da olsa gözünü sulandır.İzleyenleri mal sanıyo bunlar:D Teknolojiden yoksun kalmışlar belli ki. Hiç yoktan göz yaşartıcı spreyler var.. Ya böyle sapır saçma şeyler oldukça nasıl reyting yapıyor olabildiklerine şaşıyorum!

Gizlidir Bütün Aşklar


İrlandalı yazar Maeve Binchy'nin güzelim kitaplarından birtanesi.. Valla 509 sayfa oku oku bitmedi;bayan hep uzun kitaplar yazıyo. Kitaba başladım ortasına kadar 2 haftada anca gelebildim:biraz benim canım istemedi biraz da kitabın başlarının akıcılıktan yoksun olmasıydı galiba etken:)

Ama yarısından sonra bağlanmaya başladım -ki zaten bu yazarın kitapları genelde hafif sıkıcı başlayıp akıcılığa dönüveriyor. Her zaman ki gibi aşk/macera idi konusu kitabın adından da anlarsınız ki. Kitap hakkında söyleyebileceğim ilginç pek bi edinimim olmadı ama sadakat konusunda oldukça canım sıkıldı.Şöyle :

Clare sırf David'in bebeğini doğurmak için okulunu bile bitiremiyor ve doğum sonrası her kadında olan fiziksel ve ruhsal problemleri yaşıyor,ama onu her nasılsa canından bile çok seven Davidciği gidip başka kadına aşık oluyor onunla gününü gün ediyor.. Clare öğrendiğinde umduğumdan daha metin oldu,ya ama ben sanki adam beni aldatmışçasına yıkıldım.Ciddi anlamda üzüldüm. Her evliliğin gidişatı bu mu olcak? gibi sorular beynimi yer oldu.İnsanı gerçekten güvensizliğe itiyor yahu. En beklemediğim insandan en beklemediğim şeyleri bu kitapta okuyunca kafam kurcalanır oldu.. :(
Not:Yine de,okunası bir kitap olur kendileri..

22 Ağustos 2010 Pazar

Yaşlanmak


Yaşlanmak istemiyoruuuum. Kendi geleceğimi düşününce biçimlendiremiyorum. Yani misal,mezun olduktan sonra çalışma hayatında kendimi hayal edemiyorum,evlilikte yada yaşlanınca vs. Koca bi boşluktayım.

Geçen gece şöyle bi durum oldu :

Sarişimle iftardan sonra onun serumu için hastaneye gittik. Nöbetçi hemşire bizi bi hasta odasına götürdü, bi de ne görelim bütün hastalar yaşlı malesef ki.

Ya bazıları çok çemkiriyo her şeye homurdanıyo felan ama bitanecik nineye içim gitti. Yatağında kıvrılmış sessizcenek yatıyo böyle minnacık,buruş buruş ama pek datluydu. Onu görünce çok üzüldüm. Şeker hastasıymış. 2 kızı vardı yanında refakatçi,ona bişeyler yedirip içirmeye çalışıyolar ama kadıncağızın canı istemiyomuş ki.. Onu öyle görünce depresyona girdim resmen üzüntüden,kendi geleceğimin böyle olmasından korktum ki öyle de olcak aksi düşünülemez! En azından ninenin kızlarını takdir ettim,sabırla ilgileniyolardı.. Kızının biri annesini gelip gelip öpüyodu ya of allahım. İnş çabucanak iyileşir..

Böyle işte. Bunları görüp görüp yaşamaktan soğuyo insan. Ve böyle oluncada ben direk gençliğimde yaşayabilceğim güzel şeyleri hayal ediyorum,bi parçacık tebessüm için .. :)