Bugün eğitim dersine de girmiş olduk. Hocamız kadınmış. E adından anlayamadık artık cinsiyeti hakkında tahmin yapıyoruz felan ama çok sevdim. İlk başta biraz önyargım vardı ama çok sevimliydi kadın ya,çok uyumlu bir öğretmen. Aynı zamanda Bolu'daki üniversitede de çalışıyormuş,İDE mezunu. Çok anaç bir şeydi. Öğrenciye karşı çok saygı ve sevgiyle yaklaşıyor.Takdir ettim..İnşallah sınavlarda da bize bu performansı gösterir.
Sonra Çidoyla çıktık gittik Kızılay'a. Kitap almaktı tek amacımız ama gene mideyi doldurmayı da ihmal etmedik: çiğköfte+şalgamsuyu,Lazut'ta 2şer çay,ardından Burger'da yenilen sundae ile kapanışı yaptık.
Lazuta gittiğimiz için Çido o kadar mutlu oldu ki sürekli dile benden ne dilersen diyor. :D Hmm bi düşünmem lazım. Giresun adlı masaya oturduk. Wcnin üstünde bile ''Dolidur'' yazıyor ve devamlı bir Karadeniz müziği. Çok orijinal bence. Bi akşam canlı müziği eğlencesine gitmek lazım. E hadi bakalım.
Not:Ya şu an oda arkadaşım uyuduğu için tuş sesi çıkarmamam lazım,malesef ki uzunca yazamıyorum,aradaki komik detayları atlamak zorundayım..
18 Ekim 2010 Pazartesi
Elektra Kompleksi
Şimdi böyle 2 tane öğretici bir şeyi üst üste paylaştığıma bakmayın.Bugün sınıfta,eğitim dersinde bir arkadaştan rastgele öğrendim de,dedim bloguma yazayım bunu:d Öyle dan diye aklıma esiyo ya da bir şey geliveriyor işte kısacası. Gelelim şu komplekse:
Elektra kompleksi, Sigmund Freud'un bir görüşü olan Oedipus kompleksinin kız çocukları için geçerli olanıdır. 3-6 yaş arası kız çocuklarının babaya aşırı düşkün olmaları ve anneyi rakip olarak görmeleri olarak tanımlanmaktadır. Bu karmaşa, yaş ilerleyince anneyle özdeşleşme yoluyla çözümlenir. Gerçi bazılarında pek çözülmüyo olsa gerek ki hala yaşıtım olan bazı kızlar babalarına hayranlar. Bazısı yanından ayrılmıyo.Yeri geliyor ki sırf babasının yanından ayrılmamak için üniversiteyi bile il dışında yazmıyorlar.
Ha bu arada, Oedipus kompleksi (veya karmaşası) ise çocuğun anne ve babasına karşı beslediği sevgi ve düşmanlık duygularının bir bütün halinde toplanması imiş.
NOT: Vikipediye burdan teşekkürlerimi sunmayı borç bilirim. :P
Hoşçakalınız..
Elektra kompleksi, Sigmund Freud'un bir görüşü olan Oedipus kompleksinin kız çocukları için geçerli olanıdır. 3-6 yaş arası kız çocuklarının babaya aşırı düşkün olmaları ve anneyi rakip olarak görmeleri olarak tanımlanmaktadır. Bu karmaşa, yaş ilerleyince anneyle özdeşleşme yoluyla çözümlenir. Gerçi bazılarında pek çözülmüyo olsa gerek ki hala yaşıtım olan bazı kızlar babalarına hayranlar. Bazısı yanından ayrılmıyo.Yeri geliyor ki sırf babasının yanından ayrılmamak için üniversiteyi bile il dışında yazmıyorlar.
Ha bu arada, Oedipus kompleksi (veya karmaşası) ise çocuğun anne ve babasına karşı beslediği sevgi ve düşmanlık duygularının bir bütün halinde toplanması imiş.
NOT: Vikipediye burdan teşekkürlerimi sunmayı borç bilirim. :P
Hoşçakalınız..
17 Ekim 2010 Pazar
Free Hugs
- Avusturalyalı bir aktivistin başlattığı,bütün dünyaya yayılan bir hareket. Hareket,yoldan geçenlere ''karşılıksız''sarılmayı teşvik ediyor. -
Bu bilgiyi okuduğum kitaptan edindim,hoşuma da gitti.
Okurken bir an düşündüm,bizim ülkemizde böyle bir şey olsa insanlar ne tepki verir? Kendi insanımızdan 3-5 kafası kırık diye nitelendireceğimiz kişiler belki bu teşebbüse girerler ama,karşı taraf pek iyi bir tepki vermez gibime geliyor. Mesela ben,yolda yürürken biri bana sarılmaya kalkışsa sert bir tepki veririm. O kişiyi iterim,bağırırım ve belki de bir tokat.. Yine de bir kamera şakası olarak faaliyete geçse eğlenceli olabilir dimi?
Bu bilgiyi okuduğum kitaptan edindim,hoşuma da gitti.
Okurken bir an düşündüm,bizim ülkemizde böyle bir şey olsa insanlar ne tepki verir? Kendi insanımızdan 3-5 kafası kırık diye nitelendireceğimiz kişiler belki bu teşebbüse girerler ama,karşı taraf pek iyi bir tepki vermez gibime geliyor. Mesela ben,yolda yürürken biri bana sarılmaya kalkışsa sert bir tepki veririm. O kişiyi iterim,bağırırım ve belki de bir tokat.. Yine de bir kamera şakası olarak faaliyete geçse eğlenceli olabilir dimi?
14 Ekim 2010 Perşembe
Minik Kedi
Bu tatlı kedicik,bizim yurdu mesken edinmiş. Aslında hayvanlardan pek hazetmem,bunun sebebi tabiki fobim. Yine de arada öyle zamanlarım oluyor ki onlara acıyorum,üzülüyorum. İlk kez bi köpekten hoşlandım geçen sene. Hatta ilerde ben bile evde besleyebilirim diye düşünüyorum. Hala hem korkuyorum hem de seviyorum. O hayvancağız içli içli ağlıyo,seni kayıtsız şartsız sevebiliyoya,hayret ediyorum. Uff. çok duygusal.
Bir de dün Mayhoş'ta yemek yedikten sonra yurda dönünce,ıslanmış kediciği bulduk kaloriferin üzerinde. Üşümüş besbelli canım benim. Öyle bir kıvrılmış uyuyor ki kolunu büke büke. Bize bakmaya mecali yoktu yani. Birden kanım kaynadı. Çok çok üzüldüm haline.
Sinem'e diyorum ki -yazık ya onun kimsesi yok. Tek başına. Arkadaşı yok,annesi yok.Yine ben iyi durumdayım arkadaşlarım felan var,annem ailem var-. O da diyor ne biliyosun onun olmadığına? :D Yok yok biliyorum işte. Ama ne bilim üzüldüm. Pek mümkün olmasa da yine de bütün insanlar,hayvanlar mutlu olsun ya.
12 Ekim 2010 Salı
Türkçe Topluluğu
Bugün kendimi şanslı saymalıyım biraz. Çünkü iki dersimizde iptaldi,hocalar yoktu. Tek kötü yanı : öğlen dersi için 10 buçukta uyanmış olmam. Bilsem kalkar mıyım hiç? Uyurdum artık gittiği yere kadar. Neyse.
Hepsini korsan olarak Olgunlardan almayı planladığım kitaplara paraları bayılıp alıyoruz.Artık paranın dibine vurdum!! Su gibi akıyor ama nereye akıyor? İşte o konuda hiç bir fikre sahip değilim. Öyle ki,kredi kartı borcumu ödeyemiyorum. Artık asgarisini ödicez ama 5 gündür onu da erteliyorum:faizi fazla yememeyi umaraktan.
Günümün boşluğunu Çiğdemcimin ısrarıyla Hacettepe Türkçe Topluluğuna girerek kapattık efenim. Tanışma oldu ama kişileri unuttum diyebilirim. Sosyal açıdan ve aynı zamanda Türkçe için bana katkıda bulunacağına inandığımdan,kayıt formunu doldurdum.Ama bakalım gidişat nasıl olacak?
Ya ama ben şimdi biraz da işkillendim doğrusu. Diksiyonuma,kelimelerime çok mu dikkat edicem?
Artık Çido'ya diyorum -ben ''gelicem'' diyemicem mi? - tamam canım geleceğim. gibisinden hayatta konuşamam ya çok abes,gülünç kaçıyo. Ya hem ben konuşarakta,yazarakta kendimi olduğum haliyle benimsiyorum,öyle rahat hissediyorum.Mimiklerim bikere zaten kelimeleri düzgün söylemeye elvermiyo. Ben değile deaaal diyebilen bi insanım yahu,olucuk,bilemiciiiim gibisinden derim,yazarım.Gerçi bunlar çok önem teşkil etmese gerek hı? Sonuçta Türkçeyide harcamıyoruz,bunlar anlık şeyler,yani :Duruma uygun hareket etcez anlaşılan. :D:D
Hepsini korsan olarak Olgunlardan almayı planladığım kitaplara paraları bayılıp alıyoruz.Artık paranın dibine vurdum!! Su gibi akıyor ama nereye akıyor? İşte o konuda hiç bir fikre sahip değilim. Öyle ki,kredi kartı borcumu ödeyemiyorum. Artık asgarisini ödicez ama 5 gündür onu da erteliyorum:faizi fazla yememeyi umaraktan.
Günümün boşluğunu Çiğdemcimin ısrarıyla Hacettepe Türkçe Topluluğuna girerek kapattık efenim. Tanışma oldu ama kişileri unuttum diyebilirim. Sosyal açıdan ve aynı zamanda Türkçe için bana katkıda bulunacağına inandığımdan,kayıt formunu doldurdum.Ama bakalım gidişat nasıl olacak?
Ya ama ben şimdi biraz da işkillendim doğrusu. Diksiyonuma,kelimelerime çok mu dikkat edicem?
Artık Çido'ya diyorum -ben ''gelicem'' diyemicem mi? - tamam canım geleceğim. gibisinden hayatta konuşamam ya çok abes,gülünç kaçıyo. Ya hem ben konuşarakta,yazarakta kendimi olduğum haliyle benimsiyorum,öyle rahat hissediyorum.Mimiklerim bikere zaten kelimeleri düzgün söylemeye elvermiyo. Ben değile deaaal diyebilen bi insanım yahu,olucuk,bilemiciiiim gibisinden derim,yazarım.Gerçi bunlar çok önem teşkil etmese gerek hı? Sonuçta Türkçeyide harcamıyoruz,bunlar anlık şeyler,yani :Duruma uygun hareket etcez anlaşılan. :D:D
10 Ekim 2010 Pazar
Deniz Tanrıçası
Çok keyif aldığım,favori serilerimden biri olan ve devamını dört gözle beklediğim Gece Evi serisi yazarı P.C. Cast'in yeni serisinin ilk kitabı. Gözü kapalı aldım kitabı,direk yazarın adını görüp. Sandım ki iyidir,hoştur,su gibi akar. Ama nerdeeee?
Ya yaklaşık 3 haftadır elimde sürünüyor kitap,resmen eskittim. Okuyasım bile gelmiyor ne bilim,biraz sıkıcı buldum. Halen yarısındayım,acep diyorum okudukça mı akar? Hiç sanmıyorum artık ama var işte bi umut hep :p
Deniz kızı,deniz erkeği,tanrıça,sihir gibi olağanüstü durumlar var. İlgilenene zevklidir,ha ben de hoşlanmıyor değilim böyle hayali ürünlerden ama bu beklentimi karşılayamadı ya. Esefle kınıyorum.
Bakalım bunu beğenicem mi? Okuyup görcez efenim.
Feysbuk şu aralar fazlasıyla vakit geçirdiğim bir yer haline geldi. Bir arkadaşım diyor ki : Devamlı nette duran tiplere baksana. Hepsi asosyal olur genelde,yapacak işleri olmadığından mütemadiyen onlinelarmış. Ya bu,olaya bakış açımıza göre değişir gerçi.Hemencik asosyal yaftasını yapıştırmayalım millete ama ben de bu durumda onun gözünde bir asosyale dönüyorum galiba hı?
Enterasan,bir o kadar mallık abidesi,birazcık içinde kırocanlık beslendiren ve ve ve aynı zamanda eksik beyin insanların oluşturduğu,insanın totosuyla güldüğü gruplar mevcut. Görünce kimisine gülerim,kimisine -ıyyy derim,kimisiyle dalga geçerim..
Bide şu resim ekleme olayları var. Fazla resim eklemeyi sevmem ama sıkıntıdan mıdır nedir,artık her ortamı fotoğraf için uygunluğu açısından seçer oldum.
Biraz monotonluk mevcut olduğu için genelde sıkıldığım bu site,birilerinin değişik duvar yazılarıyla veyahut komik tag'leriyle beni meşgul eyliyor.
Facebook,bazen kötüsün,malsın,iğrençsin ( Bazen bazen bazen! ) ama yine de severim seni ya :P
Enterasan,bir o kadar mallık abidesi,birazcık içinde kırocanlık beslendiren ve ve ve aynı zamanda eksik beyin insanların oluşturduğu,insanın totosuyla güldüğü gruplar mevcut. Görünce kimisine gülerim,kimisine -ıyyy derim,kimisiyle dalga geçerim..
Bide şu resim ekleme olayları var. Fazla resim eklemeyi sevmem ama sıkıntıdan mıdır nedir,artık her ortamı fotoğraf için uygunluğu açısından seçer oldum.
Biraz monotonluk mevcut olduğu için genelde sıkıldığım bu site,birilerinin değişik duvar yazılarıyla veyahut komik tag'leriyle beni meşgul eyliyor.
Facebook,bazen kötüsün,malsın,iğrençsin ( Bazen bazen bazen! ) ama yine de severim seni ya :P
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



