*Artık Kapakdokya'ya gitmekten lisanssız rehber olarak çalışabilirim düşüncesindeyim, mezun olduğumda hiç yoktan bu işi yapsam diyorum. Git git yıldım artık ya, görüyorum vayy özlemişim diyorum ama yani ben öyle peri bacalarıymış, eski kiliselermiş felan, olaylara sanatsal açıdan bakamıyorum. Vay be nasıl oluşmuş bunlar demiyorum. Iyy bu insanlar nasıl yaşamışlar yaa bu mağaralarda diyorum, aman ne var üst üste taş koymuşlar yağmur çamur da azıcık ucundan şekil vermiş diyorum. Öyle OMG durumları yok bende. Ha bu yılki ziyaretin tek farkı Mahsuni Şerifin mezarına gittik, çilehaneyi gördük. O yani. Ayrıca müze kartı çıkarttım kendime, 1 yıl süresi var. O yüzden bu yıl Ankara'da gezi bültenim belli oldu: bütün müzeler gezilecek. O sıcağın altında tırmanmadığım tepe kalmadı. Tozun dikenin içinde telef oldu vücudum. Neyse.
*Son 1 hafta içinde kesintisiz hergün Künefe yedim -ki önümüzdeki birkaç yıl ağzıma koymasam yeridir. Bokunu çıkarmak deyimi beni düşünülerek kullanılmıştır kanımca. Şişko domuz gibiyim, 56 kilo oldum nasılsa diye löp löp yutuyorum. Yarın yine diyete başlıcam hadi hayırlısı.
*2 gün sonra Kaş/Fethiye güzergahını keşfe çıkıyorum. Zaten karayım, üstüne Temmuzda kararmıştım, şimdi de Arap Bacı mı olurum Kara marsık mı olurum gelin tatil dönüşü hep beraber görelim.
*Bugün de kuzenim evlendi, düğün dernek derken hayli hamladım. Odun gibi dikilerek oyun oynuyorum. Çiftetelli den anlamıyorum. Halay desen bugün bütün herkesin de adımlarını bok ettim en son çıktım artık zincirden. Kendi düğünüme kadar çok şey öğrenmeliyim çok. İnsan böyle günlerde boş bir an bulup sandalyeye oturunca kendi düğününü düşlüyor bir anda. Acaba o günü görecek miyim mesut bahtiyar?
2 Eylül 2012 Pazar
15 Ağustos 2012 Çarşamba
Sevgili minik Kızım,
Sen şu an doğmadın. Hatta doğman için gerekli olan düzenlemeler -evlilik, doğum vs- daha gerçekleşmedi ama umuyorum günlerden bir gün sen hayatıma giriceksin. Kıvırcık saçlı olman ve kız olman çok önemli, hiç 'sağlıklı olsun da cinsiyeti farketmez' diyemicem açıkçası. Adın konusunda da bir karara varamadım doğrusu. Tutku güzel isim değil mi? Cansın'ı da beğeniyorum ben ama etrafımdaki insan kişileri bööğ diyor. Leylim'e ne dersin? Leylim diye kız ismi varmış. Gerçi şu sıralar 2 balık almayı düşünüyorum, isimleri de Birsen ve Hüsnü olucaktı ama Zülfü ve Leylim mi olsa ki? Ben daha doğmamışken annemin de Leylim diye balığı varmış dersin.
Seninle çok işimiz var çok, sana dair sayısız hayallerimden bazıcıklarını yazayım dedim. Sana günlükler yazıcam, sen daha doğmadan seninle ilgili her şeyi yazıcam. Dertleşicem. Sen doğunca da yazıcam, sen büyürken de. Sonra sen 20 yaşına geldiğin zaman sana o günlükleri vericem. Şu an tuttuğum kendi günlüklerimi de okucaksın tatlım merak etme. Sevdiğim, dinlediğim şarkıları yazıyorum ki belki sen de merak edip dinlersin diye. Hem seversin de belki, belli mi olur? Benim küçüklük resimlerime bakasın diye saklıyorum, bazı konuşma kayıtlarımı ve de blog yazılarımı. Annem gençken bunları yazmış,çizmiş dersin. Bilirsin,tanırsın beni daha iyi hem. Sonra sana gerçekten masallar da anlatıcam geceleri. Okuldan döndüğünde sana kocaman sarılcam, yanaklarına rujlu öpücük kondurucam, bana çocuk hayallerini anlatıcaksın. Ne kadar da masum olduğunu düşünücem. Ben artık tecrübeliyim ya, sen üzüldüğünde sana 'zamanla geçicek' dicem. Senin için endişelencem. Sana anılarımdan, korkularımdan, sevinçlerimden bahsedicem. Seninle birlikte büyücem.
Vol 1.
Seninle çok işimiz var çok, sana dair sayısız hayallerimden bazıcıklarını yazayım dedim. Sana günlükler yazıcam, sen daha doğmadan seninle ilgili her şeyi yazıcam. Dertleşicem. Sen doğunca da yazıcam, sen büyürken de. Sonra sen 20 yaşına geldiğin zaman sana o günlükleri vericem. Şu an tuttuğum kendi günlüklerimi de okucaksın tatlım merak etme. Sevdiğim, dinlediğim şarkıları yazıyorum ki belki sen de merak edip dinlersin diye. Hem seversin de belki, belli mi olur? Benim küçüklük resimlerime bakasın diye saklıyorum, bazı konuşma kayıtlarımı ve de blog yazılarımı. Annem gençken bunları yazmış,çizmiş dersin. Bilirsin,tanırsın beni daha iyi hem. Sonra sana gerçekten masallar da anlatıcam geceleri. Okuldan döndüğünde sana kocaman sarılcam, yanaklarına rujlu öpücük kondurucam, bana çocuk hayallerini anlatıcaksın. Ne kadar da masum olduğunu düşünücem. Ben artık tecrübeliyim ya, sen üzüldüğünde sana 'zamanla geçicek' dicem. Senin için endişelencem. Sana anılarımdan, korkularımdan, sevinçlerimden bahsedicem. Seninle birlikte büyücem.
Vol 1.
12 Ağustos 2012 Pazar
Tam bir yıl oldu bugün.
Bazen düşününce hala gerçekmiş gibi gelmiyor. Sanki o hala var gibi. Yok olduğunu düşünmek tuhaf. Artık yok ve olmicak, bunu bilmek insanı buruyor. O kadar yalnızmış o kadar sıkılıyormuş ki sonradan anladım. Keşke bok varmış gibi evde kanepeye püniceğime onun yanına gidip boşta olsa otursaymışım. Birlikte kahvaltı etseymişiz ben öğlenlere kadar yatakta şişene kadar yatcağıma. Keşke akşamları gitseymişim de birlikte çay içseymişiz internette dolancağıma. O soydurduğu meyvelerden yemem için o kadar ısrar ettiğinde üfleyip ona kızcağıma ağzıma atıp yeseymişim gönlü olsun diye. Gerçekten nasıl gerzek tavırlarım varmış.. Ne severdim babannemi,özlerdim de hep. Gider otururdum yanında ama hep daha çoğunu yapsaymışım.
Ah babannem ah. Şu an yanımda olsaymışsın keşke, keşke 10 dakikalığına bile olsa gerçekten var olsaymışsın. Sana sarılsam yazma kokunu çekerek, sana meyve soysam su getirsem.. Sen yine saçımı kestirmem için dırdırlansan, babangili üzme diye öğütlesen.. Gitme guzum azıcık daha otur desen ve ben kırıp dizimi otursam.. Mezarına geldiğimde ayak ucunda duruyorum ki geldiğimi gör, gördüğünü hissediyorum.. Seni özlediğimi söylüyorum her seferinde. Dua ediyorum senin için. Mekanın cennet olsun. Seni çok seviyorum.
Sorma ne haldeyim
sorma kederdeyim
sorma yangınlardayım zaman zaman..
3 Ağustos 2012 Cuma
Boş Vakit.
İnsan bolca boş vakti olunca napıcağını şaşırıyor. Öyle ki şu an ciddi ciddi Petek Dinçöz'den açmışım Sende Kaldı'yı dinliyorum yani. Eskileri yad etmek istedim. Sandalyeyle aramda o kadar sıkı bir bağ var ki tepsi popo olcam yakında. Hareketsizlikten vücudum şişicek, olur olmaz işler yapıyorum. Oturdum Vampire Diaries'e saplandım. Bağımlısı oldum ya dizinin resmen, 1 günün 24 saat olması bile yetmiyor bana. Saatli diyetimi uygulayıp biraz kilo vermeyi başarabildim nihayet, en azından pantolonlar bacaklarımdan geçiyor artık. Her ne kadar ıkına ıkına giysem de.. Okumadığım psikolojik hastalık kalmadı galiba, her birine az buçuk aşinayım. Hatta gelen geçen yetişkinleri gözlemleyip, küçükken ailesinin ne halt edipte bireyin dünyasını o biçim kararttığını düşünüyorum. Ah anneler babalar..
İçtiğim suyun bile kalorisine bakıcam artık o derece takıntılı oldum kaloriye. Her yediğim şeyin kalorisine bakıyorum, su kilo aldırır mı diye bile araştırıyorum. 3ü 1 arada nescafesiz yapamıyorum. Günde 1 kupa sınır koydum ama içtikçe içesim geliyor. Kahve metabolizmayı hızlandırıyor malum, diyetim için ekstra olur hem. Ama selülit yapıyormuş gel gör ki.. Anlıcağınız iki ucu boklu değnek. Cemal Şan'ın Aşk Üçlemesinden etkilendim şu sıralar, ben de Elif'in 8 Günü diye kendimi kameraya alsam, günde 3 kere mekik çek+2 öğün salata ye+1 porsiyon meyve+Kuru kayısılı Activia. Geri kalan sürenin tamamı The Vampire Diaries ve sleeping :)
İçtiğim suyun bile kalorisine bakıcam artık o derece takıntılı oldum kaloriye. Her yediğim şeyin kalorisine bakıyorum, su kilo aldırır mı diye bile araştırıyorum. 3ü 1 arada nescafesiz yapamıyorum. Günde 1 kupa sınır koydum ama içtikçe içesim geliyor. Kahve metabolizmayı hızlandırıyor malum, diyetim için ekstra olur hem. Ama selülit yapıyormuş gel gör ki.. Anlıcağınız iki ucu boklu değnek. Cemal Şan'ın Aşk Üçlemesinden etkilendim şu sıralar, ben de Elif'in 8 Günü diye kendimi kameraya alsam, günde 3 kere mekik çek+2 öğün salata ye+1 porsiyon meyve+Kuru kayısılı Activia. Geri kalan sürenin tamamı The Vampire Diaries ve sleeping :)
İnsan çocukken bir büyük saadet ülkesinde yaşıyor, sağa sola şuursuzca koşturup neşeyle kişniyor. Sonra büyüyor, büyüdükçe salaklaşıyor, salaklaştıkça unutuyor o mesut diyarı, bir nevi ölüyor. Çocuklukla yaşlılık arasındaki o dönem araf misali; kitabesi ağır mesailerle, küçük hesaplarla, kesif mutsuzluklarla yazılan bir mezartaşının gölgesinde azap gibi boktan hayatlar. Yetişkinler zombilere benziyor… Murat Uyurkulak.
30 Temmuz 2012 Pazartesi
Tuhaf laflar.
Beraber dinlemedigimiz bir şarkıda,
Sokaklarında kaybolmadığımız bir yolda ..
Aklına gelsem ansızın.. İçin sızlar mı bir anda?
Bunun gibi milyonlarca söylenmiş, yazılmış cümle var biliyorum. Her defasında aklına birileri geliyor, onunla paylaşmak istiyorsun dinlediğin bir şarkıyı ya da okuduğun bir şiiri. Sonra bir bakmışsın ki o kişi artık yok. Uzun zamandır beklediğin deniz kıyısına gidip oturuyorsun, ay ışığı yok tamam ama o hafif esinti sarıyor seni. Keşke diyorsun, keşke şu an yanımda olsan. Bir yandan o şarkıyı dinliyorsun, içinde geç kalmışlığın pişmanlığı. Artık bazı şeylerin gerçekten dönüşü yok. Özlüyorum, boş veriyorum, sonra yine. Ne diyor Bülent Ortaçgil: Duygular değişir...
ve son olarak, ''yaşanmamış kırıntılar sadece bir düş.''
Sokaklarında kaybolmadığımız bir yolda ..
Aklına gelsem ansızın.. İçin sızlar mı bir anda?
Bunun gibi milyonlarca söylenmiş, yazılmış cümle var biliyorum. Her defasında aklına birileri geliyor, onunla paylaşmak istiyorsun dinlediğin bir şarkıyı ya da okuduğun bir şiiri. Sonra bir bakmışsın ki o kişi artık yok. Uzun zamandır beklediğin deniz kıyısına gidip oturuyorsun, ay ışığı yok tamam ama o hafif esinti sarıyor seni. Keşke diyorsun, keşke şu an yanımda olsan. Bir yandan o şarkıyı dinliyorsun, içinde geç kalmışlığın pişmanlığı. Artık bazı şeylerin gerçekten dönüşü yok. Özlüyorum, boş veriyorum, sonra yine. Ne diyor Bülent Ortaçgil: Duygular değişir...
ve son olarak, ''yaşanmamış kırıntılar sadece bir düş.''
20 Temmuz 2012 Cuma
Ev kızı.
Ev kadınlarının neden şişko olduklarını şimdi daha iyi anlıyorum. İnsan boşluktan löp löp yiyo, yemek istiyo. Doyma hissi nedir zaten o yok, çerez yiyerek kilo alanlar listesindeyim. Delircem. 55 kiloyum (3 kilo aldım 3 haftada) ama duba gibi olduğumu söyleyen bir babam ve 'az ye artık' diyen bir annem var dostlarım. Hayır anne kişisi, gitmiş bir de üstüne çikolatalar, sevdiğim yağlı gevrekler ve çerezleri depolamış. E kime alıyon be kadın. Madem alıyon, ne demeye bana az ye diyon. Bugün dedim yeter artık diyet yapıcam alma!
Bide bir kere kahvaltı toplamaya yardım ettiydim, aboooo. Annem beni iyice hizmetçi belledi. Eliiif git çayı koy, demledim. Hayır yani 'çayı koyar mısın güzel kızım' felan da demiyo. Basbayağı emir kipi.
Neyse, şimdi elimde çayım, önümde leblebilerim, alnımda artık -kapa şu bilgisayarı ısınmaktan patlattın- sinyalleri veren ter damlacıklarımla, evde paspallıktan ölen ilk kız ben olarak tarihe geçmeyi hedefliyom. Böyle İç anadolu şivesi de tarzımdı hep, yazılarıma da yansıtasım geldi. Şimdi çok böyle sevgi boncuğu pıtırcık gibi hissediyom kendimi de. Korku problemim çözüldü tabi onunda ohhh be si var :)
Bide bir kere kahvaltı toplamaya yardım ettiydim, aboooo. Annem beni iyice hizmetçi belledi. Eliiif git çayı koy, demledim. Hayır yani 'çayı koyar mısın güzel kızım' felan da demiyo. Basbayağı emir kipi.
Neyse, şimdi elimde çayım, önümde leblebilerim, alnımda artık -kapa şu bilgisayarı ısınmaktan patlattın- sinyalleri veren ter damlacıklarımla, evde paspallıktan ölen ilk kız ben olarak tarihe geçmeyi hedefliyom. Böyle İç anadolu şivesi de tarzımdı hep, yazılarıma da yansıtasım geldi. Şimdi çok böyle sevgi boncuğu pıtırcık gibi hissediyom kendimi de. Korku problemim çözüldü tabi onunda ohhh be si var :)
18 Temmuz 2012 Çarşamba
Rakı Balık Ayvalık.
Uzun zamandır tuhaflardaydım, iyi geldi bu deniz kum güneş üçlemesi. Bolca yüzdüm, bolca yedim, bol kilo aldım ve kararmak kısmına gelince bol kelimesi yetersiz kalıyor. Bildiğin zifte batıp çıkmış gibiyim.
Sen bazen bir an için bile yazıcak çok şey bulursun, bazen de koca bir tatili anlatacak kelime yoktur. Bilemedim şimdi, kısacası güzeldi ve özledim. O kadar.
Öncelikle, Balıkesir'e her yıl yaptığımız düzenli aile ziyaretini gerçekleştirdik. O nem+sıcağın altında bir güzel piştik. Sonra 1 hafta geçti, teyzemlerle ve dayımlarla;
gittik Ayvalık'a, Sarımsaklı plajlarına. Denize giren çıkmak istemiyor, çıkanın da aklı girsem mi çıkmazlarında. Öyle ki deniz buz, malumunuz Ege. Bir o kadar da pırıl pırıl, dümdüz. Havuzda yüzmek de güzel amma denizin yeri ayrı bende. Hem millet hiç havuz görmüyorlarmış, sanki deniz evlerinin içinde varmış gibi havuzu istila etmiş. Sakin olmadı mı havuz, olimpik olmadı mı ı-ı beni çok sarmıyor.
Açık büfe olayında son nokta nedir? Patlayana kadar yersiniz en fazla. Ama bizim ailenin kadınları çığır açtı. Teyzem mesela, açık büfenin minyatürünü oluşturdu bizim masaya. Her defasında, eksiksiz. Bir de kahvaltıda verilen çerez mevzusu var, şu an hala evde tüketilmekte. Sağolsun poşetler.
Ha ayrıca, sen o kadar yüz, üstüne bir de kilo al. Yemicektim o pirinç pilavlarını, biliyorum. Homidi gırtlak löp löp yani. Nasılsa diyete başlıcam diye bu aralar iştah patlaması yaşıyorum. (bkz: ilaçların yan etkisi.) Bu son günlerim zaten, keyfini çıkartayım biraz fena mı?
Terleyip kilo kaybederim umuduyla saunada durdum uzunca bir müddet, abartısız kazan dairesi. Ter artık şır şır akıyordu. Üstüne bir de hamam. Babannemin deyimiyle : hamam vurmuşa döndüm yeminle.
Tabii bolcanak resim de çekindik efenim, facebook profilimiz de bundan nasibini aldı doğrusu.
Zaman da kaplumbağa hızıyla geçeymiş keşke, ışık hızıyla geçti doğrusu. Kuzenim Şeyda ile siyam ikizi gibiydik. Akşamları kıyısında yakamoz görme umuduyla oturduğum fakat 4 gece boyunca AYın nereye kaybolduğunu bana sorgulatan o denize, deniz kokusuna veda ederken buruldum. Minik çocuklar gibi, seneye bir daha gidicez umuduyla kendime kuru teselliler verdim. Öyle işte.Sen bazen bir an için bile yazıcak çok şey bulursun, bazen de koca bir tatili anlatacak kelime yoktur. Bilemedim şimdi, kısacası güzeldi ve özledim. O kadar.
Not: Geceleyin, deniz kenarına oturup eskileri düşünmek de güzeldi, 'birer birer çıktılar, yerlerinden hatıralar' diyorum. Hoşgeldin'i deniz kenarında dinlemek de cabası. Eski yazılarımda sıkıntıdan boğulduğum zamanda deniz kenarında oturuyor olmayı dilemiştim, orda otururken de aklıma geldi bu. Ama her şey kafada bitiyor. Mekan değiştiriyorsun ama sen bütünüyle ordasın. Her şeyinle: sevincin,üzüntün. Bu da öyle.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

