7 Mart 2012 Çarşamba
Farabi denen bir gerçek var.
ve ben, Almanca kursu-okul-TEGV-yurt dörtgeni arasında sürünmekteyim. Hayat bu aralar fazla sıkıcı. Yorucu. Durgun. Ve daha bir sürü kötü her şey. İnsanın hayattan bi beklentisi olmayınca o da tuhaf be anneeeeğm. Ben de oda arkadaşıma bilgi vermek maksatlı açtım okulun Farabi Koordinatörlüğü sitesini,derken dedim ben de başvurcam. Öylesine..Çıkcağından değil de. Zaten Ganom pek ümit vaad etmiyo açıkçası, ama en nihayetinde babamın deyimiyle kendiminkinden 3 gömlek küçük okul yazıyorum. E bi zahmet mütevazı okullarına beni kabul ediversinler. Boğaziçi değil ya. Altı üstü İzmir,İstanbul felan. Maksat gezmek. Değişiklik. İhtiyaç neşe. Lütfen çıksın. Lütfen babam benim o 3 beden küçük gömleği giymeme izin versin. Geçen sene hemen hemen bu zamanlardaki yazılarımda 'seneye bu zamanda kimle nerde ne şekilde olcam' felan demişim. Hemen cevap vereyim: daha bok bi vaziyette, hiçkimseyle Ankaradayım. Tek fark 2.sınıf oldum,daha yoğun oldum. En can alıcı cümlem de şu olcak: daha tecrübeli oldum. Hadiii ver elini İzmir diyorum. Nütfen nütfen nütfen.
11 Şubat 2012 Cumartesi
Okul yolu düz gider.
Böyle bi şarkı varmışta meğersem,ben öğreneli çokta olmuyo,söyleyeyim.
Yarın Ankaraya dönüyorum,malum okul başlıyo. Hala hazır değilim ama. Yapılcaklar listemin hala tik atılmayan kısımları var yani.
Bugün tartıldım, 53.7 ya. 700 gramı hadi üstüme yediğime felan sayalım- kahvaltıdan sonra tartıldım çünküm- 53 kilo gelirim. E zaten hemen hemen öyleydim. Öyleyse benim bu göbek neyin nesi allasen? Anlamış değilim. 2 denecik göbek hareketi öğrendim, onları yapcam diye geberik oluyom valla 10 mekik zor çekiyorum. Sonrası direkt pert.
Yanımda getirdiğim kitapların 5 tanesi okunmadı kaldı,nedenini bilmiyorum. Gayet verimli bi gidişat sergilerken hemde, böyle olmamalıydı.
Bu arada, ben aslında bloga başka bir şey yazmaya girmiştim ama hala yırtınsam da ne yazcaktım unuttum..Artık gelince.
Yarın Ankaraya dönüyorum,malum okul başlıyo. Hala hazır değilim ama. Yapılcaklar listemin hala tik atılmayan kısımları var yani.
Bugün tartıldım, 53.7 ya. 700 gramı hadi üstüme yediğime felan sayalım- kahvaltıdan sonra tartıldım çünküm- 53 kilo gelirim. E zaten hemen hemen öyleydim. Öyleyse benim bu göbek neyin nesi allasen? Anlamış değilim. 2 denecik göbek hareketi öğrendim, onları yapcam diye geberik oluyom valla 10 mekik zor çekiyorum. Sonrası direkt pert. Yanımda getirdiğim kitapların 5 tanesi okunmadı kaldı,nedenini bilmiyorum. Gayet verimli bi gidişat sergilerken hemde, böyle olmamalıydı.
Bu arada, ben aslında bloga başka bir şey yazmaya girmiştim ama hala yırtınsam da ne yazcaktım unuttum..Artık gelince.
4 Şubat 2012 Cumartesi
Cilt lekelerime ne demeli?
Normal düşünebilseydim eğer, böyle bi fotomu yayınlamazdım galiba. Ama yani benim telefondaki de nasıl bi flaşsa maşallah, nur inmiş yüzüme. Resmen alnımda mayın temizliğine şahit oluyorum. Aaa.
20 yaşında olduğumu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. Deli dolu çağı derler,gençtir derler. Bu yaşlarda maceracı ruhun verdiği hayal perestlik mi dersiniz, kıpır kıpır mı dersiniz artık o size kalmış. Ama bende isterdim ki içimde cıvıl cıvıl kelebekler uçuşsun,derdim bu olsun ama yoook,ben oturmuşum evde. Bi göbüşümle bi de alnımdaki sivilce+siyah nokta karışımı lekelerle perişan eylemekteyim narin ruhumu.
20 yaşındayım(tekrardan) ve yüzüme -o güne tüüü....diyerekten-sürdüğüm pudra şeysinden muhtemelen bu noktaya geldim. Daima şu an her halimle bulunduğum noktayı sorgulamış ve ayrıca anlayabilmiş değilim ama bunun sebebini az çok çıkarım yapabiliyorum. Çok canımı sıkıyo bu konu valla. Tamam cildimi temizleme huyum yok,makyajımla yatarım felan ama ne bilim işte.
En nihayetinde,koydum noktayı. Düzenli cilt temizliğine başladım. Kendime Dove sabun aldım. Her gece onla yüzümü bi güzel sabunlayıp yıkıyorum,üstüne bir de temizleme pamuğuma gül suyu damlatıp cildime sürüyorum. Üstüne bi de yetmiyo, gül suyunu avcuma döküp yüzüme sürüyorum. Kullanma oranıyla etkisinin doğru orantılı olduğu inancındayım.
Yarından itibaren mekik çekmeye de başlarsam ve göbeğimdeki o dobişko kütleden kurtulursam, ahh değmeyin benim keyfime.
20 yaşında olduğumu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. Deli dolu çağı derler,gençtir derler. Bu yaşlarda maceracı ruhun verdiği hayal perestlik mi dersiniz, kıpır kıpır mı dersiniz artık o size kalmış. Ama bende isterdim ki içimde cıvıl cıvıl kelebekler uçuşsun,derdim bu olsun ama yoook,ben oturmuşum evde. Bi göbüşümle bi de alnımdaki sivilce+siyah nokta karışımı lekelerle perişan eylemekteyim narin ruhumu.
20 yaşındayım(tekrardan) ve yüzüme -o güne tüüü....diyerekten-sürdüğüm pudra şeysinden muhtemelen bu noktaya geldim. Daima şu an her halimle bulunduğum noktayı sorgulamış ve ayrıca anlayabilmiş değilim ama bunun sebebini az çok çıkarım yapabiliyorum. Çok canımı sıkıyo bu konu valla. Tamam cildimi temizleme huyum yok,makyajımla yatarım felan ama ne bilim işte.
En nihayetinde,koydum noktayı. Düzenli cilt temizliğine başladım. Kendime Dove sabun aldım. Her gece onla yüzümü bi güzel sabunlayıp yıkıyorum,üstüne bir de temizleme pamuğuma gül suyu damlatıp cildime sürüyorum. Üstüne bi de yetmiyo, gül suyunu avcuma döküp yüzüme sürüyorum. Kullanma oranıyla etkisinin doğru orantılı olduğu inancındayım.
Yarından itibaren mekik çekmeye de başlarsam ve göbeğimdeki o dobişko kütleden kurtulursam, ahh değmeyin benim keyfime.
Balıkesir
Youtube'da açmışım Birsen Tezeri. Çalan şarkı Balıkesir. Ordaydım 10 gün önce. Fotoğraf çekme manyağı kuzenim sağolsun an koymadı çekti valla nefes almadan öncesi ve aldıktan sonrası diye bi detay bile verebilirim ne kadar sık çektiğini anlatabilmek için. Burdan nasılsa okucak, kendisine de hatırlatayım ondaki fotolarımı yollasın mailden. 'Başçeşme bilir,Şeydoş' Dimi. Neyse efenim.
Yazları burnumdan getiren, beni terim terim terleten lanet neminden haliyle kış mevsiminde eser yoktu. Hava gayet ayarında..Sevdim bile bu kez orda olmayı. Ve özledim. Kısa bi yazı olsun bu, ben asıl derdim olan 'cilt problemleri' adlı başlığımla birazdan döneceğim :)
Şeyda'nın çekiminden,son kez şans verdiğim ve bir daha yememe konusunda kesin karara vardığım kumpir şeysiyle. -ve bu fotoda da embes gibi çıktığımı farketmedim sanmayın.-
Seni sevdiğimdendir gelirim ben bu yere
Ayaklarım basmaz yere görürüm önümü
Ararım sinmiş köşelerde ben dünümü
Ayaklarım basmaz yere görürüm önümü
Ararım sinmiş köşelerde ben dünümü
29 Ocak 2012 Pazar
Yolculuk Üstüne.
Ankara'dan evime ara ara yaptığım 3 saatlik yolculuklar benim için her ne kadar alışılmış bir durum olsa da, sevemiyorum otobüste öylece oturmayı. Kulaklarım ağrıyana kadar kulaklıkla müzik dinlemeler; eskiyi düşünmeler,nadir de olsa geleceğe dair hayaller. Ohooo. Neyse efenim, biz ailecek apar topar annanem hastalandığı için Balıkesir'e yola çıktık. 12 saatlik yol, boru mu. Yarım gün be yarım gün eder. Dedim ki Elif sen yandın guzum,nasıl biter bu yol dedim. Ama bitti. Şöyle bitti:
Lanet olası otobüs(Kent firmasını protesto ediyorum.) 1 buçuk saat kadar gecikmeli geldi,biz de göt kadar saçma salak bi otogarımız var zaten orda ayakta dikildik, gözüm zaten yemiyo 12 saati. Bekledikçe daral geldi anam. Neyse otobüsümüz sonunda teşrif etti. E düştük yola,daha yarım saat olmadı araba teklemeye başlamasın mı? Haydee. Ne mazotuymuş bilmiyorum işte bir şey doldurmuşlar o donuyomuş,yenisini mi koyuyolarmış pompa mı yapıyolarmış her ne yapıyolarsa bi dur bi sür derken ben artık sinirden uyumuşum. Hiç AŞTİye felan girdiğimizi hatırlamıyorum yani. Eskişehir'e doğru bir yerlerde uyandım. Memleket Türkiye değil sanırsın Sibirya. Mübarek öyle soğuk mu olur allasen -20 küsürlerdeydi yeminlen. Eskişehir'de afedersiniz ihtiyaç molası için ineyim dedim,molanın zaten yarısını tuvalet yolunda harcadım. Yer maşallah buz pisti,kay kayabildiğin kadar yani. Neyse işte Bursa'ya geldik,kar seyrekleşti.12 saatlik yol oldu mu sana 15 saat ama 1 buçuk yıldır gitmediğim için,özlemişim yinede. Balıkesir'e yaklaşınca,sandım ki güney sahillerinde yaz mevsimindeyiz. Sıcacık len. Kar desen yok, hava böyle yumuşacık felan. Ora sanki ayrı bi ülke, Türkiye'de yolları kapayan,uçak seferlerini erteleten Sibirya soğuğu oraya hiç vurmamış ne hassa. Yazın nem gittiğiniz için burnunuzdan getirir,sağolsun kış mevsimi Balkes'te yerli yerinde. Güzel yani hıhı. 5 gün felan ordaydım,hava gayet iyiydi. 1-2 gün de yağmur yağdı,kar mar görmedim ben.
Dönerken yine aynı terane, Eskişehirle olay başlıyo. Bu kez zaten feci kar yağışı vardı,Ankara felan Kutup bölgesiydi yani. Yok öyle kar felan. Valla. Ama 12 saatte gelebildik şükür, bu kadar Pollyanna olabiliyorum ben napiiim?
Neyse ki evime geldim, vallahi insanın evi gibisi yok.
16 Ocak 2012 Pazartesi
İnancım böyle kırılır işte.
Küçükken bi kitapta okumuştum. Bi Rus klasiğiydi yanlış hatırlamıyosam ''En şen şakrak insanlardır en çok acı çekenler'' diyor. O zaman tam kendime uygun bulmuştum bu cümleyi. Hem çok neşeli görünüyordum,herkes hala da böyle der,evet. Hem de çok acılı bir insanım sanırdım,birçok kişinin deneyiminin olmadığı tüm dünya dertleri benim üzerimdeymişçesine. Öyle sanırdım.
Bazen düşünüyorum da yaşadığım hayat tam da böyle mi olmalıydı? Belki bir şeyler senin elinde değildir tamam ama, ne bilim. Öyle işte. Anlatamıyorum.
Sen dersin ki ''sana bir şey olcak diye korkuyorum. Arıcaklar öldün dicekler diye korkuyorum''. Ama o bundan etkilenceğine,ben napıyorum böyle etrafımdakilere diye düşünüp içleneceğine yanına gelip sana kızıyor ''Seni mi utandırıyorum ben'' diye. Yuh. Sonra sen derdini anlatamadığına ayrı bir üzülürsün,tüm bu üzüntülerin ve lafların boşa gider ha bide. Böyle yani bu böyle. Değiştiremezsin. Anlamaz ki. Anlamadı ve sen anladın ki o anlamıcak.
En çokta, bunca yaşanana rağmen, hiçbir şeyin değişmeyeceğine iyice emin olduğum için üzgünüm. Cidden.
Bazen düşünüyorum da yaşadığım hayat tam da böyle mi olmalıydı? Belki bir şeyler senin elinde değildir tamam ama, ne bilim. Öyle işte. Anlatamıyorum.
Sen dersin ki ''sana bir şey olcak diye korkuyorum. Arıcaklar öldün dicekler diye korkuyorum''. Ama o bundan etkilenceğine,ben napıyorum böyle etrafımdakilere diye düşünüp içleneceğine yanına gelip sana kızıyor ''Seni mi utandırıyorum ben'' diye. Yuh. Sonra sen derdini anlatamadığına ayrı bir üzülürsün,tüm bu üzüntülerin ve lafların boşa gider ha bide. Böyle yani bu böyle. Değiştiremezsin. Anlamaz ki. Anlamadı ve sen anladın ki o anlamıcak.
En çokta, bunca yaşanana rağmen, hiçbir şeyin değişmeyeceğine iyice emin olduğum için üzgünüm. Cidden.
8 Ocak 2012 Pazar
''Ebemin nikahına hepiniz davetlisiniz'' durumları.
Ve ben, uyumam gerekirken, doğru dürüst bir kahvaltı yapmam gerekirken, gözlerimi açmak için kendimle uzuuuunca bir savaş veriyorum. Hadi bi yarım saat,hadi bi 5 dakka daha diye diye 5 saat erteliyorum uykumu. Ama uyku uyku değil,kabus gibi sınavlar aklımdan çıkmıyor. Ben ne halt yicem yaa felan oluyosun böyle. Bitik haldeyim. Geberik bir durumdayım resmen.
9 unda başlayıp 12 sinde finaller mi biter Allasen? Zaten üstten 2 ders almak şeysi ağzıma etti. Bi doğru zaman olmaz mı be bi dönem de güzelliğiyle beni mest etmez mi yani? Bu dönemde bitti. Ve hepsinden de kötü olarak,bildiğin derslerle sınavlarla sunumlarla bitti. Kusmuk buluyorum kendimi.
Guzum Elifim,bırak işte 6 ders al yani ama yok efenim,ben zaten akıllanmam. Bu da böyle gider kiii.
Ebemin nikahına davetye bastırcam yeminlen. Yani yapsam yeridir. Çünkü bu durumu daha iyi özetleyecek bi cümle daha yok. Yok yok.
9 unda başlayıp 12 sinde finaller mi biter Allasen? Zaten üstten 2 ders almak şeysi ağzıma etti. Bi doğru zaman olmaz mı be bi dönem de güzelliğiyle beni mest etmez mi yani? Bu dönemde bitti. Ve hepsinden de kötü olarak,bildiğin derslerle sınavlarla sunumlarla bitti. Kusmuk buluyorum kendimi.
Guzum Elifim,bırak işte 6 ders al yani ama yok efenim,ben zaten akıllanmam. Bu da böyle gider kiii.
Ebemin nikahına davetye bastırcam yeminlen. Yani yapsam yeridir. Çünkü bu durumu daha iyi özetleyecek bi cümle daha yok. Yok yok.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

