19 Mayıs 2012 Cumartesi

Duygusallardayım.

Bazı insanların çaresizliği canımı çok yakıyo. Elinde kitap, mendil satan bi sokak çocuğunun çaresizliği. Çocuğu hasta olan bi annenin çaresizliği. Bildiğin geberiyorum ya. Yeni bi haber aldım çok yakın arkadaşımdan. Bi sınıf arkadaşı kansermiş. Daha 21 yaşında. Babası mevsimlik işçiymiş. Bisürü kardeşi varmış. O anne baba napsın şimdi. Gözlerinin önünde eriyecek genç bi kız, maddi yetersizlikler.. Geride kalan çocuklar. Nereye bölünsün bu adamlar. Onlara ayrı üzülüyorum. Sonra kendi anne babamı düşünüyorum felan. Zaten çocukluğumdan beri birilerini kaybetme korkusunu yenemedim. Normal düşünemiyorum,kafayı yiyorum. Hep uçlarda yaşıyormuşum hissi var. Her telefon çalışında sanki 'annen öldü' ya da 'baban öldü' dicekler diye içim gidiyo. Sadece anlık rahatlamalar.. Tamamen kaçış yok. Çözüm yok. Çıkmaz yol işte.
Bazı şeyler çok yakınmış hissi var.. ve napcağımı bilememenin çaresizliği.

21 Nisan 2012 Cumartesi

Hümas Zımpırtısı

Şu pislik yüzünden başıma gelmeyen kalmadı. Babam, sanırsınız çiftçi yani bitmiyo toprak sevdası, bana dedi ki Yenimahalle'ye gitcen bundan alcan. Beni afakanlar zaten basmış. Of dedim pof dedim ama var mı çare? Yok. Beytepe'den Sıhiye'ye kadar gittim egoyla. Ordan metro ile Yenimahalle. İndim neyse. Boş boş etrafa bakınıyorum. Amcalara soruyorum yok, teyzelere soruyorum bilmiyoruzlar felan. Ulan ben mi yaşıyorum orda? Nasıl bilmiyon! Yani bitmek bilmez azimle 10 kilometrelik İvedik cad. yazan tabelalara göre yürüdüm. Anam yürü bitmiyo yürü bitmio, en son Dövizci amcaya girdim, yani siz düşünün halimi. O da yazzık pek yardımsever çıktı. Korktum da hani bir an, beni dükkanda rehin alcak diye :)
Neyse işte beni bi dolmuşa bindirdi bunla gitcen diye. Bindim, dolmuşçu amcaya yol boyu anlatamadım derdimi. Yok ıı anlamıyo. Dedim tamam indir beni. Yok adam inat etti indirmiyo. Buralarda tek başına inilir mi kızım vs vs. Zaten adam da haklı yani, sanırsınız Ulus'un göbeğindeyim. İnsanlar laf atıyo, korna çalıyo. Tırstım bir an. Adama dedim yok ben burda incem, indir. En son peki dedi. İndim. Yürüyorum bön bön bakınıp. Sonracıma geldim ben Mebo Tarıma. Girdim içeri, adama dedim ki: ben Hümas alcam. Güldü. Kaç lt dedi? Neyse diğeri getirmeye gitti. Ben de adamla konuşmaya dalmışım, nerde okuyorsunlar vs. Adama dert yanıyorum ' ya beni babam yolladı zorla ya o kadar uğraştım ki, daha yakın bi şubeniz yokmu ya' felanlar. O ara ben yol mol da sordum, dedim yoook taksiye bincem zaten geberdim. Sanırsınız kuzenime kapris yapıyorum. Neyse işte öbürsü adam getirdi şişeyi, dedi napcan? Dedim iççem. Derdim yoktu 2 saattir yollardayım, iççem! Töbe yarebbim. Tabi böyle demedim ama napılır be bu sen ne diye bunu satıyon? Alla alla. Neyse aldım çıktım. Birazcık da taksici amcaya dert yandım. En son okuldaydım ama ben olmuşum pert. Gün boyu odadan çıkmadım, derse gitmedim. Bu da böyle bir maceramdı. Herneyse.

Bakınız nolmuş?

Bayağı verimsiz dönemlerden geçmekteyim efenim. Sanırsınız ki roman, şiir, her neyse işte sanki edebi bir şeyler yazıyormuşumcasına, ilham gelmiyo tıntınlarındayım. Uzun zaman olmuş. Yine, yine. Bayağı yoğunum demek sıktı, zaten tekrarlamak inandırıcılığını yitiriyor. 
2 gün önce evime geldim, e olmayan vakti zorla yarattım adeta. Arkadaşımdan rica ettim beni Aştiye bıraksın diye. Elimde hümaslar, valiz + annemin -sakın unutma- dediği saklama kapları. Bir elim de zaten incinik. Mecbur kaldım yardım istemeye. O da arabayla bırakmaya karar verdi, hala sorgulamaktayım iyi mi ettim diye? Neyse. 
Bindik arabaya, sapmamız gereken 2 yolu da sonradan farkedince bakın şunlar oldu: tee Gölbaşına kadar gittik. Otobüse yetişememe korkumu geçin, biz nerelere gidiyoz allasen oldum. Gittik işte Konya yolundan :D Sonra ordan saptık, tuttuk Aşti yolunu. Sonra gene dönemeci kaçırdık, Ulus yolundan Beşevler'e sapmayalım mı? Haydii buyuur. Dere tepe düz gittik, yolları aştık, lanet olası Aşti yolunu bulabildik. Ulaştığımızda Allahtan ki otobüse yetiştim. Geçen sene valizimi unutmuştum Aştide, bu yıl da odada malumunuz jet hızıyla toparlanırken bilgisayarımın şarj aletini unutup gelmişim. Şu an 7 dk.lık ömrü var. Babam beni otobüsten alıp sağ salim apartmanımızın önüne geldiğimizde, kendimi iyi ki unutmadım diye şükrettim. Zira Pollyanna damarlarımda :) 

27 Mart 2012 Salı

Durumlar 1

Boğuldum. Tam 1 buçuk aydır Ankara'da tıkılıp kalmaktan ve devamlı halimden yakınmaktan boğuldum. 
Hatırla Sevgili ne güzel diziydi. Bu aralar onun müziklerine taktım. Hayatımın en yoğun dönemindeyim. Bu sefer cidden öyleyim. Kurs-Tegv-okul derken yeminle gezcek vakit bulamıyorum. Yani olan vaktimde de kitap okuyup dizi felan izlemeyi tercih ediyorum ki o da minnacık bi zaman dilimi zaten. 
Hatırla sevgili, o eski günleri, çocuklar gibi. 
Birkaç gün önce Leon'u izledim. Ağlamaktan cılkım çıktı, film bittiği zaman. Artık öyle bi hale geldim ki zaten, yolda sokak çocuğu ya da ne bilim yaşlı bi teyze felan görsem ağlama sürecine girip, kendimle savaşıyorum. 
Eski günlere o kadar hapsolmuşum ki bugünü yaşayamıyorum. Hatta öyle ki, geçmişten şimdiye gelemiyorum. Cidden. Neyse. 
Dün itibariyle de yürüyüşe başladım, 1 tur da koşayım dedim üstüne ama yani sanki o koşan ben değildim. Kendimi kaybettim, ayaklar yere değiyo ama hissizleştim. Geberik haldeydim zaten bi titreme felan aldı beni, bu yükü kaldıramadım. Ama hissettim, göbüşüm accık küçüldü :) Hehe. 

Bazen sadece sıradan şeyler olur, sen ahenk katarsın belki. Belki yani :) 


7 Mart 2012 Çarşamba

Farabi denen bir gerçek var.

ve ben, Almanca kursu-okul-TEGV-yurt dörtgeni arasında sürünmekteyim. Hayat bu aralar fazla sıkıcı. Yorucu. Durgun. Ve daha bir sürü kötü her şey. İnsanın hayattan bi beklentisi olmayınca o da tuhaf be anneeeeğm. Ben de oda arkadaşıma bilgi vermek maksatlı açtım okulun Farabi Koordinatörlüğü sitesini,derken dedim ben de başvurcam. Öylesine..Çıkcağından değil de. Zaten Ganom pek ümit vaad etmiyo açıkçası, ama en nihayetinde babamın deyimiyle kendiminkinden 3 gömlek küçük okul yazıyorum. E bi zahmet mütevazı okullarına beni kabul ediversinler. Boğaziçi değil ya. Altı üstü İzmir,İstanbul felan. Maksat gezmek. Değişiklik. İhtiyaç neşe. Lütfen çıksın. Lütfen babam benim o 3 beden küçük gömleği giymeme izin versin. Geçen sene hemen hemen bu zamanlardaki yazılarımda 'seneye bu zamanda kimle nerde ne şekilde olcam' felan demişim. Hemen cevap vereyim: daha bok bi vaziyette, hiçkimseyle Ankaradayım. Tek fark 2.sınıf oldum,daha yoğun oldum. En can alıcı cümlem de şu olcak: daha tecrübeli oldum. Hadiii ver elini İzmir diyorum. Nütfen nütfen nütfen. 

11 Şubat 2012 Cumartesi

Okul yolu düz gider.

Böyle bi şarkı varmışta meğersem,ben öğreneli çokta olmuyo,söyleyeyim. 
Yarın Ankaraya dönüyorum,malum okul başlıyo. Hala hazır değilim ama. Yapılcaklar listemin hala tik atılmayan kısımları var yani.
Bugün tartıldım, 53.7 ya. 700 gramı hadi üstüme yediğime felan sayalım- kahvaltıdan sonra tartıldım çünküm- 53 kilo gelirim.  E zaten hemen hemen öyleydim. Öyleyse benim bu göbek neyin nesi allasen? Anlamış değilim. 2 denecik göbek hareketi öğrendim, onları yapcam diye geberik oluyom valla 10 mekik zor çekiyorum. Sonrası direkt pert. 
Yanımda getirdiğim kitapların 5 tanesi okunmadı kaldı,nedenini bilmiyorum. Gayet verimli bi gidişat sergilerken hemde, böyle olmamalıydı. 
Bu arada, ben aslında bloga başka bir şey yazmaya girmiştim ama hala yırtınsam da ne yazcaktım unuttum..Artık gelince. 

4 Şubat 2012 Cumartesi

Cilt lekelerime ne demeli?

Normal düşünebilseydim eğer, böyle bi fotomu yayınlamazdım galiba. Ama yani benim telefondaki de nasıl bi flaşsa maşallah, nur inmiş yüzüme. Resmen alnımda mayın temizliğine şahit oluyorum. Aaa.
20 yaşında olduğumu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. Deli dolu çağı derler,gençtir derler. Bu yaşlarda maceracı ruhun verdiği hayal perestlik mi dersiniz, kıpır kıpır mı dersiniz artık o size kalmış. Ama bende isterdim ki içimde cıvıl cıvıl kelebekler uçuşsun,derdim bu olsun ama yoook,ben oturmuşum  evde. Bi göbüşümle bi de alnımdaki sivilce+siyah nokta karışımı lekelerle perişan eylemekteyim narin ruhumu.
20 yaşındayım(tekrardan) ve yüzüme -o güne tüüü....diyerekten-sürdüğüm pudra şeysinden muhtemelen bu noktaya geldim. Daima şu an her halimle bulunduğum noktayı sorgulamış ve ayrıca anlayabilmiş değilim ama bunun sebebini az çok çıkarım yapabiliyorum. Çok canımı sıkıyo bu konu valla. Tamam cildimi temizleme huyum yok,makyajımla yatarım felan ama ne bilim işte.
En nihayetinde,koydum noktayı. Düzenli cilt temizliğine başladım. Kendime Dove sabun aldım. Her gece onla yüzümü bi güzel sabunlayıp yıkıyorum,üstüne bir de temizleme pamuğuma gül suyu damlatıp cildime sürüyorum. Üstüne bi de yetmiyo, gül suyunu avcuma döküp yüzüme sürüyorum. Kullanma oranıyla etkisinin doğru orantılı olduğu inancındayım.
Yarından itibaren mekik çekmeye de başlarsam ve göbeğimdeki o dobişko kütleden kurtulursam, ahh değmeyin benim keyfime.