Bu kadını gördükçe aklıma hep Ayşe Özyılmazel geliyo. Sanki oymuş gibi. Ama değil.
Herneyse. Sadede gelim: bu şarkı bence tam benim için yazılmış,özellikle de nakaratı.
Kaç yaşımdayım ki bu kadar yıpranmışlık var. Bu kadar inancım tükenmiş, bu kadar tecrübeliymişim hissi. Çok mu çabuk eskittim bir şeyleri, çok mu hızlı yaşadım da böyle oldu,bilemiyorum.
Her şarkıda birileri yaşıyo, bazen de bi şarkı bir çok kişi için var. Anılaaar.
Kokular var bide. Ama şarkılar daha fena.
21 Aralık 2011 Çarşamba
10 Aralık 2011 Cumartesi
Biraz kitap,biraz tiyatro
Gerçi biraz kitap demek eksik ifade sanki. Zaten ödevler,sunumlar,saçma salak vizeler,üstten ders almalar ve Almanca kursu beni mahvediyor. Az uyku var,daha fazla ders çalışma var. Gene çok değil ama bana çok yani. Elimde 5 kitap birden var. Hepsini de okuyorum yani. Takip zorluğu yok,zaman darlığı var.
Ama Ölüm Pornosu diyorum, çok iyi diyorum.
Ama Ölüm Pornosu diyorum, çok iyi diyorum.
Tek bir detay çok şey demekti ve insanın hayatı kararıyordu. Bilgi yüzünden insan aşırı dozdan ölüyordu.
İnsan hayatının geri kalanını sadece bir dakikada tüketebilir.
Ne kadar çalışırsan çalış, ne kadar zeki olursan ol, o yaptığın kötü seçimle tanınırsın. O yanlış şeyi yap ve hayatının sonuna kadar ölmüş ol.
Babalar. Anneler. İlgi alaka gösterirler. Ve her defasında da içinize ederler.
Bu oyun, gittiğim en güzel oyundu galiba. Müzikal bir performans desem :) Hiç sıkılmadım,hiç uykum gelmedi. Güzel değinmiş,güzel mesaj veriyor. Sonu desen zaten ayrı:) En son Zübük karakteri kollarını açtı,Dandini dandini dasdana diye 'uyuyan halka' ninni söyledi.
Bu da böyle bi geceydi işte.
Kırmızı bir mont vardı üzerinde. Arkamdan pardon dedi,geçebilmek için. Baktım,benzettim. Ve kenara çekildim. Acaba dedim içimden,ama neyse. Bi yer bulduk oturduk sonra. Yan taraftaki çift Mino'nun Siyah Gülü'nü imzalatmak için karşıdaki kapıya yöneldiler. Garsonlar da zaten oraya devamlı yemek servisi yapıyorlardı. Dedim onlar kesin orda,yemek yiyorlar. Sinemle'le gittik baktık kapının ağzından,ve evet. Onlardı. Mutluluk :)
Resmen bana pardon diyen kadın Birsen Tezer'miş. Resmen ben doğru benzetmişim. ''Bana pardon dedi yaa valla dedi ihihi'' diye ilahlaştırmıyorum tabi gözümde,ama iyi oldu,hoş oldu.
10 da sahneye ilk Hüsnü Arkan çıktı. Kendi solo albümünden şarkılar söyledi. Ezginin Günlüğü'nden de ihmal etmediler tabi,sağolsunlar.
Birsen'le 22.15 te Hoşgeldin'i düet yaptılar,bu şarkı bile benim için yeterliydi,aradım ve şarkıyı tamamen Sarişime dinlettim. 22.31 de Değirmenler. Birsen'i ilk kez bu şarkıyla,bu şarkıyı da (geç kalmış olarak) ilk kez Birsen'le keşfetmiştim. Birsen'de kendi solo albümünden şarkılar söyledi. Az düet yaptılar; genelde bireysel olarak sırayla kendi şarkılarını söylediler. Eğlendim. Sahneyi gayet net görüyordum zaten. Benim için süper bir konserdi. Hoşgeldin 23.51 de son olarak tekrar çaldı. Sonra Hüsnü Kadınım şarkısını yine ve son söylerken konser son buldu ve biz de o ara mekandan ayrıldık zaten. Gittiğim en güzel konserdi belki. Ya da bilmiyorum. Ama iyi ki gitmişim. Süperler. Konserden sonra Ezginin Günlüğü-Leyla şarkısına kafayı taktım, devamlı dinliyorum zaten: http://www.youtube.com/watch?v=3eL_-rRVDFo
Hüsnü Arkan,telefon çekimiyle anca bu kadar :)
Resmen bana pardon diyen kadın Birsen Tezer'miş. Resmen ben doğru benzetmişim. ''Bana pardon dedi yaa valla dedi ihihi'' diye ilahlaştırmıyorum tabi gözümde,ama iyi oldu,hoş oldu.
10 da sahneye ilk Hüsnü Arkan çıktı. Kendi solo albümünden şarkılar söyledi. Ezginin Günlüğü'nden de ihmal etmediler tabi,sağolsunlar.
Birsen'le 22.15 te Hoşgeldin'i düet yaptılar,bu şarkı bile benim için yeterliydi,aradım ve şarkıyı tamamen Sarişime dinlettim. 22.31 de Değirmenler. Birsen'i ilk kez bu şarkıyla,bu şarkıyı da (geç kalmış olarak) ilk kez Birsen'le keşfetmiştim. Birsen'de kendi solo albümünden şarkılar söyledi. Az düet yaptılar; genelde bireysel olarak sırayla kendi şarkılarını söylediler. Eğlendim. Sahneyi gayet net görüyordum zaten. Benim için süper bir konserdi. Hoşgeldin 23.51 de son olarak tekrar çaldı. Sonra Hüsnü Kadınım şarkısını yine ve son söylerken konser son buldu ve biz de o ara mekandan ayrıldık zaten. Gittiğim en güzel konserdi belki. Ya da bilmiyorum. Ama iyi ki gitmişim. Süperler. Konserden sonra Ezginin Günlüğü-Leyla şarkısına kafayı taktım, devamlı dinliyorum zaten: http://www.youtube.com/watch?v=3eL_-rRVDFo
Kar yağıyor bu gece
Öyle beyaz ki şehir
Anlamak bir ömür sürer
Hayat niye kirlenir
Hüsnü Arkan,telefon çekimiyle anca bu kadar :)
Ve Birsen Tezer, bi arkadaşımın deyimiyle müküş :) (mükemmel+müthiş)
30 Kasım 2011, Mekan: Ankara-Nefes Bar
29 Kasım 2011 Salı
Gözlük.Biraz ben.
Bu resimde gördüğünüz kişi, benim şu halimden bir önceki halim. Bir Almanca kursu sonrası,Kızılay'da boza içme durağı diyelim.
Artık bu resimdeki gibi bile değilim. Kafamda saç namına bir şey kalmadı. Hayvan herif(bkz:kuaför) sadece köklerini bende bıraktı. Sağolsun en azından onu bari yaptı. Dediğimi nereleriyle dinliyo bu adamlar yarebbim ya bıktım artık,bida düzelttireyim desem 3 numaraya vurup koycak usturayla,onu bekliyorum. Belki de jiletle felan kazır yani. Olamaz mı? Olabilir. Devamlı duşun altında durasım var, 1 cm uzasa dünyalar benim olcakmışçasına umut taşıyorum içimde.
Son günlerde zaten sınavlar,sunumlar,ödevler o kadar boğulmuş durumdayım ki, uyku desen az,çalışma desen benim için haddini aşmış boyutta, internete giremedim. Gene bugün de kredi kartı ekstrem geldi de, bakim krizin hangi seviyesindeyim dedim. Uykum zaten bölük pörçük,temelli içine edeyim dedim.
Almanca hocamla da yüz göz olcam yakında, çıldırcak yani o olcak. Kur atlama sınavım var bide daha ona çalışılcak tey tey.
Dün tuttum gene tek başıma sinemaya gittim:Dedemin İnsanları. Ben bu işi seviyorum. Gayet cool,kendi başıma da oluyor yani bir şeyler. 1 buçuk saat kitapçıda oyalandım felan bide, içimde bütün kitapları alamamanın kalmışlığıyla. Bu arada,filmi çok beğendim ha.
Devamlı bir geçmişe özlem. Şu an bu hangi psikolojik hastalık kategorisine giriyor onu inceliyorum. Karşıma ilk 'bipolar bozukluk' çıkıyor ama tam konduramıyorum da şimdi yani ya.
Bu çarşamba Birsen Tezer ve Hüsnü Arkan Ankaraya geliyor,biletim hazır. Umarım iyi olur.
Yazmak istediğim ama yazamadığım şeyler var; zaman,mekan,heves..hepsi biraz biraz.
Çıkmalıyım,TET beynimle münasebetsiz savaş halinde, adeta boğuşuyorum.
Ben bu son günlerde adeta yaşamıyorum. Hayat çok hızlı akıyo,her şey bomboş. Nerdeyse 2.sınıfın 2.dönemi biticek. Sadece geriye dönüp baktığımda bu kadar yanlış giden ne onu sorguluyorum. Bu böyle olmamalı. Nokta.
*Bu arada şimdi bir daha baktım da,bazı belirtiler Borderline Kişilik Bozukluğuna da uyuyor. Napcam ben!
Artık bu resimdeki gibi bile değilim. Kafamda saç namına bir şey kalmadı. Hayvan herif(bkz:kuaför) sadece köklerini bende bıraktı. Sağolsun en azından onu bari yaptı. Dediğimi nereleriyle dinliyo bu adamlar yarebbim ya bıktım artık,bida düzelttireyim desem 3 numaraya vurup koycak usturayla,onu bekliyorum. Belki de jiletle felan kazır yani. Olamaz mı? Olabilir. Devamlı duşun altında durasım var, 1 cm uzasa dünyalar benim olcakmışçasına umut taşıyorum içimde.
Son günlerde zaten sınavlar,sunumlar,ödevler o kadar boğulmuş durumdayım ki, uyku desen az,çalışma desen benim için haddini aşmış boyutta, internete giremedim. Gene bugün de kredi kartı ekstrem geldi de, bakim krizin hangi seviyesindeyim dedim. Uykum zaten bölük pörçük,temelli içine edeyim dedim.
Almanca hocamla da yüz göz olcam yakında, çıldırcak yani o olcak. Kur atlama sınavım var bide daha ona çalışılcak tey tey.
Dün tuttum gene tek başıma sinemaya gittim:Dedemin İnsanları. Ben bu işi seviyorum. Gayet cool,kendi başıma da oluyor yani bir şeyler. 1 buçuk saat kitapçıda oyalandım felan bide, içimde bütün kitapları alamamanın kalmışlığıyla. Bu arada,filmi çok beğendim ha.
Devamlı bir geçmişe özlem. Şu an bu hangi psikolojik hastalık kategorisine giriyor onu inceliyorum. Karşıma ilk 'bipolar bozukluk' çıkıyor ama tam konduramıyorum da şimdi yani ya.
Bu çarşamba Birsen Tezer ve Hüsnü Arkan Ankaraya geliyor,biletim hazır. Umarım iyi olur.
Yazmak istediğim ama yazamadığım şeyler var; zaman,mekan,heves..hepsi biraz biraz.
Çıkmalıyım,TET beynimle münasebetsiz savaş halinde, adeta boğuşuyorum.
Ben bu son günlerde adeta yaşamıyorum. Hayat çok hızlı akıyo,her şey bomboş. Nerdeyse 2.sınıfın 2.dönemi biticek. Sadece geriye dönüp baktığımda bu kadar yanlış giden ne onu sorguluyorum. Bu böyle olmamalı. Nokta.
*Bu arada şimdi bir daha baktım da,bazı belirtiler Borderline Kişilik Bozukluğuna da uyuyor. Napcam ben!
18 Kasım 2011 Cuma
Bazen
http://www.youtube.com/watch?v=MTogquZ4Aos&NR=1
Son günlerde yaptığım tek şey yurt odasına tıkılıp kalmak ve it gibi ders çalışmak. Ne adam gibi uyku ne de adam gibi yemek. Sırf dışarı çıkmamak için oturup 1 ekmeği kendi başıma indiriyorum mideye. Arkadaşlarımdan bihaberim. Hiçkimseyle doğru dürüst irtibatım kalmadı, bi buluşsak bi konuşsak 1 yıllık dedikodu çıkar anlatcak. Almanca kursuna başladım. Çok sorguluyordum acaba işime yarar mı verdiğim paraya değer mi vs. Ama sevdim. Konuşmayı sevdim, hocamı sevdim, arkadaşlarımı sevdim. Falan filan.
1 yıl önceki kasım ayı yazılarıma gittim de. Resmen aynı durumdayım. Kendimi 1 yıl öncesi ruh halime sardım. Önümüzdeki iki yıl daha böyle olmasını istemiyorum. Hayat tek başına da idare edilebilir, ama bakıyorum millet 1.yıllarını felan kutluyo. Ben de 'bu yollardan çok geçmişim' havasında, elde var sıfırlarla umutsuz vaka oluyorum efenin. Ha bu arada geçen yıla döncek olursak; tek fark, üstüne bir de ipe ipe ders çalışıyorum yani.
Bu şarkı da güzelmiş:http://www.youtube.com/watch?v=zZqhxq0yeAw&feature=related
Bazen bütün koşullar uygunken bile ölemezsin..
1 yıl önceki kasım ayı yazılarıma gittim de. Resmen aynı durumdayım. Kendimi 1 yıl öncesi ruh halime sardım. Önümüzdeki iki yıl daha böyle olmasını istemiyorum. Hayat tek başına da idare edilebilir, ama bakıyorum millet 1.yıllarını felan kutluyo. Ben de 'bu yollardan çok geçmişim' havasında, elde var sıfırlarla umutsuz vaka oluyorum efenin. Ha bu arada geçen yıla döncek olursak; tek fark, üstüne bir de ipe ipe ders çalışıyorum yani.
Bu şarkı da güzelmiş:http://www.youtube.com/watch?v=zZqhxq0yeAw&feature=related
Bu fırtına durulur mu
Benden adam olur mu?
9 Kasım 2011 Çarşamba
Ben Böyleyim.
Gene aynı. Gene melankolik havalar. Gene mutsuzluk. Gene keşkeler.. Eskiye dönmek istemeler. Hayaller hayaller hayaller. Ve asla olmicağını bildiğin şeyler. Şu halde olabilseydim, o olsaydı bu olmasaydı demeler. Delirmek. Bu gidişat ne ben ne oluyorum böyle ya. Kendimi yollara atasım var. Deli gibi ağlayasım var.
4 Kasım 2011 Cuma
'Belki' diyorum
http://www.youtube.com/watch?v=uyqb1uVhakY Bir aralar feci takmıştım buna, son günlerde de devamlı dinler oldum. Bir şarkının sözleri ancak bu kadar anlamlı olabilirmiş. Bu şarkıya bayılana 'sen eşittir ben' diyorum.
Babam gene konuyu ne yaptı nasıl ettiyse kredi kartıma getirdi. Hem de benim bizzat kendi paramla ödediğim kendi kredi kartıMa. Daha doğrusu artık ödeyemediğim. Kesin haciz gelcek, hayırlısı.
Anneme dicektim ki ''Gel senle gizli bir anlaşma yapalım Sunam,şu benim borçları kapatalım'' dicektim ama çok ütopik bir yaklaşım oldu,onu da babamla beraber annemin de üstüme gelerek beni yıpratmasıyla anladım. Demek ki neymiş? Umut kumbarası tükenmiş. Demek ki 'genç tutkuların dadısı' olan umut, artık yaşamıyor.
En son artık, babam beni okuldan almakla tehdit etti. Dedim al valla zaten okumak gibi bir gayem yok. Annemde: Hııı koca eline bakarsın diyerek paranın simgesi olarak parmaklarını sürttü.
Ve ben, zengin koca bulur evlenirim diyerek noktayı koydum. En temizi. Mis.
Belki bir eski şarkı,
Belki de hoş bir koku esintide,
Hatırlarım seni bir başka yerde..
Başa aldım tekrardan, ve yazıya devam ediyorum. Bugün zar zor bulabildiğim biletle evime geldim. Bayram tatili bahanemiz. Keşke okumak denen şeyi 1 yıllığına askıya alabilsem,kendimi burda toparlasam. Burası bana ilaç,yeminlen.
Babam gene konuyu ne yaptı nasıl ettiyse kredi kartıma getirdi. Hem de benim bizzat kendi paramla ödediğim kendi kredi kartıMa. Daha doğrusu artık ödeyemediğim. Kesin haciz gelcek, hayırlısı.
Anneme dicektim ki ''Gel senle gizli bir anlaşma yapalım Sunam,şu benim borçları kapatalım'' dicektim ama çok ütopik bir yaklaşım oldu,onu da babamla beraber annemin de üstüme gelerek beni yıpratmasıyla anladım. Demek ki neymiş? Umut kumbarası tükenmiş. Demek ki 'genç tutkuların dadısı' olan umut, artık yaşamıyor.
En son artık, babam beni okuldan almakla tehdit etti. Dedim al valla zaten okumak gibi bir gayem yok. Annemde: Hııı koca eline bakarsın diyerek paranın simgesi olarak parmaklarını sürttü.
Ve ben, zengin koca bulur evlenirim diyerek noktayı koydum. En temizi. Mis.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




